Anı Türünde Yazılmış Eserler

anı türünde yazılmış eserler
Aslında anı türünde yazılmış eserleri listelemeyi düşünmüyordum. Ancak bir karışıklığı düzeltmek için bu konuya eğilme gerekliliği, zorunluluğu doğdu.

Bazen ben konuyu değil konu beni bulabiliyor. Bu yazım da onlardan biri.

Elimden geldiğince eski, yeni yazılmış anı kitap ve yazarları eklemeye çalışacağım.

Önce Türk edebiyatında anı türünde  yazılmış eserleri,  daha sonra dünya edebiyatında anı  yazarları ve eserlerini sıraladım

Türk Edebiyatında Anı Yazarları ve Eserleri:
1-Falih Rıfkı Atay:
*Ateş ve Güneş
*Zeytindağı
*Çankaya
*Batış Yılları

2-Halide Edip Adıvar:
*Mor Salkımlı Ev
*Türk'ün Ateşle İmtihanı 1962

3-Ahmet Rasim:
*Fuhş-i Atik
*Muharrir, Şair,Edip
*Falaka
*Gecelerim
*Ömr-i Edebi
*Gülüp Ağladıklarım

4-Halit Ziya Uşaklıgil:
*Kırk Yıl
*Saray Ve Ötesi
*Bir Acı Hikaye

5-Mehmet Rauf:
*Edebi Hatıralar

6-Namık Kemal:
*Magosa Hatıraları

7-Ahmet Mithat Efendi:
*Menfa

8-Muallim Naci:
*Ömer'in Çocukluğu
*Medrese Hatıraları

9-Ziya Paşa:
*Defter-i Amal: Yazar, J.J.Rousseau'nun 'İtiraflar' adlı kitabından ilham alarak yazmış

10-Yusuf Ziya Ortaç:
*Portreler
*Bizim Yokuş

11-Yakup Kadri Karaosmanoğlu:
*Vatan Yolunda
*Zoraki Diplomat
*Anamın Kitabı
*Gençlik ve Edebiyat Hatıraları

12-Refit Halit Karay:
*Minelbab İlelmihrab
*Bir Ömür Boyunca
*Üç Nesil Üç Hayat

13-Orhan Kemal
*Nazım Hikmetle Üç Buçuk Yıl

14-Halit Fahri Ozansoy
*Edebiyatçılar Geçiyor
*Darülbeydayı Devrinin Eski Günleri
*Eski İstanbul Ramazanları

15-Mina Urgan:
*Bir Dinozorun Anıları:1998 ilk yayımlanma tarihi.

16-Halide Nusret Zorlutuna:
*Bir Devrin Romanı
*Benim Küçük Dostlarım: Yazar öğretmenlik yıllarını  anlattığı  bir kitap.Hem öğrenci hem öğretmenlere tavsiye edilen bir eser. 100 Temel Eser arasında yer alıyor.

Dünya Edebiyatında Anı Türünde Yazılmış Eserler :
1-Ksenephon:
Anabasis: Anı türünün ilk örneğiymiş.

2-Stefan Zweig:
Dünün Dünyası

3-Andre Gide:
Journal

4-J.J. Rousseau:
İtiraflar

5-Grigory Petrov:
Beyaz Zambaklar Ülkesi

6-Maksim Gorki:
*Çocukluğum
*Tolstoy'dan Anılar


Sağlıklı Yaşam Sloganları

sağlıklı yaşamla ilgili sloganlar
  Slogan örnekleri ile ilgili sayfam bayağı uzadığı için sağlıklı yaşam sloganları başlığı ile yeni bir sayfada devam etmemin  daha iyi olacağına kanaat getirdim.

Hem sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamın önemi ile ilgili  slogan benden istenildiği için hem de bu konuda arayış içinde olanlar için sağlık sloganları, sağlıklı yaşamla ilgili sloganlar, beslenme ve hareketli yaşamla ilgili...gibi sloganları burada paylaşmayı düşünüyorum.
Ayrıca slogan konusunda iddialı olmadığımı da belirmek isterim...

Sağlıklı Yaşamla İlgili Sloganlar:
*Kendine İyi Bak...
*Sağlıklı Beslenerek Hareket Et...

*Sağlık için İyi Beslenerek Hareket Et...
*Yaşamına Hareket Kat...

*Sağlıkta Bahaneye Yer Yok...
*Sağlıklı bir yaşam için aktivite şart...
*Hareketli yaşa, sağlıklı beslen, kaliteyi yakala...
*Yaşamında Hep Hareket, İyi Beslenme Olsun, Sağlığın Hep Yerinde Olsun...
*Sağlıklı Yaşamla Sağlığın Hep Yerinde Olsun...
*Vücudun gıdası sporu ihmal etme...
*Her sabah güne egzersizle başla, bütün günün enerjik, tüm hayatın sağlık dolu olsun..
*Sağlıklı Yaşıyorum, Geleceğimi Hazırlıyorum...
* Sağlığını Korumanın Yolu, Dengeli Beslenme ve Egzersiz...
* Sağlığınıza En iyi Yatırım, Sağlıklıyken Yapılan Yatırım...

*Kaliteli bir yaşam için hareket et ve dengeli beslen...
*Sağlıklı yaşam hareket etmekle dengeli beslenmekle kolay(mümkün)...
*Sağlığını korumak için hayatına hareket, beslenmene denge kat...
*Sağlığın formülü; bir dengeli ve düzenli beslenme, bir hareketli yaşam bir de ruhsal huzur...
*Mutluluğun ve gençliğin formülü; sağlıklı yaşam
*Geleceğinize yatırım için sağlığınıza değer verin...
*Sağlığa en güzel yatırım; yürüyüş yapmak  ve doğru beslenmek..
*Egzersizi ve İyi  Beslenmeyi Alışkanlık Edin, Kaliteli Olsun Ömrün...
*Sağlıklı Yaşamın ile Kaliteli Olsun Ömrün..
* Hareket Et, Beslenmene Dikkat, Sağlığı Yaşamına Davet Et...
*Yaşamında İyi Beslenme, Hareket Olsun; Bedenin Sağlıkla Dolsun...
*Hareket et ne olur, sağlıklı yaşama bir basamak olur(olsun)...

*Sağlıklı Yaşam, Mutlu Yaşam
*Sağlıklı Bir Yaşam, Sağlıklı Bir Gelecek...
*Hayatın Sağlıklı Yaşamla Güzelleşsin...
*Değişime Sağlığına Önem Vermekle Başla...
*Geleceğe En Güzel Yatırım, Sağlığa Yapılan Yatırım...
*Kaliteli Yaşam için Harekete Geç
*Genç ve dinç kalmanın sırrı beslenme ve harekette..
*Sağlığını korumanın en kolay yolu; iyi beslenmek ve düzenli egzersiz 
*Hareketli Yaşam ve Dengeli Beslenme ile Sağlığına Değer Kat
*Zihinsel, ruhsal ve bedensel sağlık için yürüyüş  ve dengeli beslenmeyi hayatına kat...
*Sağlığınızı korumanın en güzel yolu, dengeli beslenme ve hareket etmektir.
*Sağlıklı yaşamla hayatın tadını çıkar..
*Daha mutlu ve uzun yaşam için yürüyüş ve dengeli beslenme gerekli...
*Kaliteli yaşam için hayatından hareketi ve iyi beslenmeyi eksik etme...
*Harekete geç, kaliteli yaşama geç
*Sağlıklı yaşamla fiziğin ve zihnin daima  genç...
*Sağlıklı Yaşam için Harekete Geç
*Sağlıklı Yaşam için Hayatına Dengeli Beslenme ve Hareketi Ekle
*Daha nitelikli yaşam için iyi beslenme, düzenli egzersiz...
*İyi beslenme ve egzersiz olur sana fiziksel, ruhsal, zihinsel bir güç...
*Hareket Et, Sağlıklı Beslen; Yaşamda Bir Gücün Olsun..
*Sağlık için dengeli beslen, hareket et...
*Yaşamında olursa hareket, dinç kalırsın ilelebet...
*Daima hayatında olsun hareket, sloganın da olsun sağlıklı yaşam elbet..
*Sağlığını korumak için şimdi bir şeyler yap...
*Sağlıklı Günler Diler...

Blog, Site için Sağlıklı Yaşam ile ilgili Sloganlar:
Blog, Site için kullanılacak sloganlar sanki biraz daha farklı olabilir gibi  düşündüğüm için ayrı olarak yazıyorum;
*Sağlıklı yaşam ipuçları
*Sağlık Günlüğü
*Sağlıklı yaşam dünyası
*Sağlık ve Güzellik
*Sağlıklı Yaşam ile ilgili her şey...
*Sağlıklı Yaşama Dair Bilgiler...
*Kaliteli Yaşam Bloğu...
*Sağlıklı Yaşam Rehberi...
*Sağlıklı Yaşamın Dayanılmaz Gücü
*Sağlıklı bir yaşam için...
*Sağlıkla Gelen Mutluluk...
*Sağlıklı Günler...

Türk Klasikleri Listesi

Türk klasikleri listesi
Dünya klasiklerinden  sonra Türk klasikleri listesi yazmazsam kesinlikle olmazdı. Türk klasik kitaplarını ne yazık ki biraz ihmal ediyorum.
Ağır, eski Türkçe kelimelerle karşılaşacağım önyargısı nedeniyle...
Liseden kalma bir önyargı...

Halbuki okuduğum kitaplar öyle olmamasına rağmen bu düşünceyi tamamen zihnimden  atamadım, atamıyorum.

Türk Klasikleri Listesi:
*Acımak (Reşat Nuri Güntekin)
*Çalıkuşu (Reşat Nuri Güntekin)
*Dudakten Kalbe (Reşat Nuri Güntekin)
*Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin)
*Eski Hastalık (Reşat Nuri Güntekin)
*Kavak Yelleri (Reşat Nuri Güntekin)
*Akşam Güneşi (Reşat Nuri Güntekin)

*9. Hariciye Koğuşu (Peyami Safa)
*Yalnızız (Peyami Safa)
*Selma ve Gölgesi (Peyami Safa)
*Sözde Kızlar (Peyami Safa)
*Matmazel Noreliya'nin Koltuğu (Peyami Safa)
*Fatih Harbiye (Peyami Safa)

*İçimizdeki Şeytan (Sabahattin Ali)
*Kürk Mantolu Madonna (Sabahattin Ali)
*Kuyucaklı  Yusuf (Sabahattin Ali)
*Değirmen (Sabahattin Ali)
*Sırça Köşk (Sabahattin Ali)

*Semaver (Sait Faik Abasıyanık)
*Lüzünsuz Adam (Sait Faik Abasıyanık)
*Alemdarda Var Bir Yılan  (Sait Faik Abasıyanık)
*Mahalle Kahvesi (Sait Faik Abasıyanık)
*Son Kuşlar (Sait Faik Abasıyanık)
*Kayıp Aranıyor (Sait Faik Abasıyanık)
*Havuz Başı (Sait Faik Abasıyanık)
*Sarnıç (Sait Faik Abasıyanık)

*Gulyabani (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
*Şıpsevdi (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
*Mürebbiye (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
*Muhabbet Tılsımı (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
*Kuyruklu Yıldız Altında İzdivaç (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

*Saatleri Ayarlama Enstitüsü (Ahmet Hamdi Tanpınar)
*Huzur (Ahmet Hamdi Tanpınar)

*Handan (Halide Edip Adıvar)
*Sinekli Bakkal (Halide Edip Adıvar)
*Mor Salkımlı Ev (Halide Edip Adıvar)
*Ateşten Gömlek (Halide Edip Adıvar)
*Vurun Kahpeye (Halide Edip Adıvar)
*Kalp Ağrısı (Halide Edip Adıvar)
*Zeyno'nun Oğlu (Halide Edip Adıvar)
*Tatarcık (Halide Edip Adıvar)

*Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil)
*Aşk-ı Memnu (Halit Ziya Uşaklıgil)
*Kırık Hayatlar (Halit Ziya Uşaklıgil)
*Kadın Pençesi (Halit Ziya Uşaklıgil):Öykü

*Bugünün Saraylısı (Refik Halit Karay)
*Memleket Hikayeleri (Refik Halit Karay)
*Yezidin Kızı  (Refik Halit Karay)

*İnce Mehmet (Yaşar Kemal )
*Ağrı Dağı Efsanesi (Yaşar Kemal )
*Yılanı Öldürseler (Yaşar Kemal )

*Murtaza (Orhan Kemal)
*Hanımın Çiftliği (Orhan Kemal)
*Ekmek Kavgası (Orhan Kemal)
*Eskici ve Oğulları (Orhan Kemal)
*Bereketli Topraklar Üzerinde (Orhan Kemal)
*Baba Evi (Orhan Kemal)
*Avare Yıllar (Orhan Kemal)
*Cemile (Orhan Kemal)
*Çamaşırcının Kızı (Orhan Kemal)
*72.Koğuş (Orhan Kemal)
*Evlerden Biri (Orhan Kemal)
*Devlet Kuşu (Orhan Kemal)
*Kötü Yol (Orhan Kemal)

*Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
*Kiralık Konak (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
*Ankara (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

*Genç Kız Kalbi (Mehmet Rauf)
*Eylül (Mehmet Rauf): Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı.

*Araba Sevdası  ( Recaizade mahmut ekrem)

*Tutunamayanlar (Oğuz Atay)
*Tehlikeli Oyunlar (Oğuz Atay)
*Korkuyu Beklerken (Oğuz Atay)

*Yılanların Öcü (Fakirt Bayburt)
*Kaplumbağalar (Fakirt Bayburt)

*Devlet Ana (Kemal Tahir)
*Yorgun Savaşçı (Kemal Tahir)

*İntibah (Namık Kemal)
*Vatan Yahut Silistre (Namık Kemal):Tiyatro oyunu
*Cezmi (Namık Kemal)
*Zavallı Çocuk (Namık Kemal): Tiyatro oyunu
*Akif Bey (Namık Kemal): Tiyatro oyunu

*Bir Düğün Gecesi (Adalet Ağaoğlu)

*Küçük Ağa (Tarık Buğra):
*Osmancık  (Tarık Buğra):

*Ayaşlı ile Kiracıları (Memduh Şevket Esendal)
*Miras (Memduh Şevket Esendal)

*Zehra (Nabizade Nazım): 
*Karabibik (Nabizade Nazım):  İlk Türkçe köy romanı.

*Sergüzeşt (Samipaşazade Sezai)
*Küçük Şeyler (Samipaşazade Sezai)

*Kürkçü Dükkanı (Yusuf Ziya Ortaç)
*Şeker Osman (Yusuf Ziya Ortaç)
*Göç (Yusuf Ziya Ortaç)
*Üç Katlı Ev (Yusuf Ziya Ortaç)

*Bize Göre (Ahmet Haşim)

*Falaka (Ahmet Rasim): Çocuk Kitabı

*Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay)
*Çankaya (Falih Rıfkı Atay)

Devamı Gelecek....👈

Dünya Klasikleri Listesi

dünya klasikleri listesi
 Genelde Dünya Klasikleri  okumayı tercih ediyorum. Bana daha cazip geliyor.

İnternette dünya klasikleri isimleri  arayışına girdiğim zamanlarda  epey geziniyorum. Hatta bir dönem  klasiklerin şöyle bir listesi olsa ne güzel olur demişliğim vardı.

Sonunda da kendim böyle bir liste yapmaya karar verdim.
Listenin  en sonuna, okuduğum klasik romanları ekledim. Sıralamanın başına okumadıklarımı koydum ki kendim de faydalanayım ...

Ayrıca kadın yazarlar ve eserlerini ayrı başlıkta yazdım. Bu yönde arayış içinde olanlar için kolaylık olsun diye..
.
Dünya Klasikleri Kitap Listesi:
1-Kadınlar Okulu (Andre Gide)
2-Martin Eden  (Jack London): Şu sıralar bu romanı okuyorum.
3-Vahşetin Çağrısı (Jack London):112 sayfa.
4-Beyaz Diş (Jack London)
5-Demir Ökçe (Jack London): Distopya-ütopya
6-Deniz Kurdu (Jack London)
7-Kırmızı ve Siyah (Stendhal)
8-Parma Manastırı Stendhal
9-Karamazov Kardeşler (Fyodor Dostoyevski)
10-Kumarbaz  (Fyodor Dostoyevski)
11-Budala   (Fyodor Dostoyevski)
12-İnsancıklar (Fyodor Dostoyevski)
13-Yeraltından Notlar (Fyodor Dostoyevski)
14-Ezilenler (Fyodor Dostoyevski)
15-Delikanlı (Fyodor Dostoyevski)
16-Beyaz Geceler (Fyodor Dostoyevski)
17-Ecinler (Fyodor Dostoyevski)
18-Öteki (Fyodor Dostoyevski)
19-Savaş ve Barış (Lev Tolstoy)
20-Hacı Murat (Lev Tolstoy)
21-Diriliş (Lev Tolstoy)
22-Bulantı (Jean-Paul Sartre)
23Don Kişot (Miguel de Cervantes)
24-Üç Silahşörler (Alexandre Dumas)
25-Kamelyalı Kadın (Alexandre Dumas ile aynı adı taşıyan oğlu tarafından yazılmış.)
26-Notre Dame'ın Kamburu (Viktor Hugo).
27-Gurur Dünyası (William Makepeace Thackeray):İlk kez karşılaştığım, merak ettiğim bir roman. BBC en iyi İngiliz romanları arasında göstermiş.
28-Oblomov (İvan Gonçarov)
29-Robinson Crusoe (Daniel Defoe)
30-İki Şehrin Hikayesi (Charles Dickens)
31-David Copperfield (Charles Dickens)
32-Denemeler (Montaigne) : Deneme türü okumayı sevenler için...
33-Biz (Yevgeni İvanoviç Zamyatin): Distopya, bilimkurgu, roman. Sayfa sayısı:208,256..değişiyor.
34-Karanlığın Yüreği (Joseph Conrad)
35-İlk Aşk (İvan Turgenyev):
36-Babalar ve Oğullar (İvan Turgenyev)
37-Tom Sawyer'ın Maceraları (Mark Twain):Çocuk edebiyatı
38-Yaşlı Adam ve Deniz (Ernest Hemingway)
39-Goriot Baba (Honoré de Balzac)
40-İkYeni Gelinin Anıları (Balzac)
41-Veba (Albert Camus)
42--Ölü Canlar (Nikolay Vasilyeviç Gogol)
43-Körleşme (Elias Canetti)
44-Dublinliler (James Joyce)
45-Ana (Maksim Gorki)
46-Dorian Gray'in Portresi (Oscar Wilde)
47-Oğullar ve Sevgililer (D. H. Lawrence)
48-Kaybolan Masumiyet (Thomas Hardy)
49-Kara Ok (Robert Louis Stevenson )
50-Define Adası (Robert Louis Stevenson )
51-Tom Jones (Henry Fielding): İlk basımı 1749. Bu eseri ilk kez duyuyorum. Dünyada yazılmış ilk romanlardan biriymiş. Filmi de varmış. Açıkçası bu romanı pek merak ediyorum. Bu kadar eski bir kitap okunması zordur diye buraya koymamayı bile düşünmüştüm. Ancak yorumlara göz attım. Sürükleyici ve okuması kolaymış diye  görünce tekrar listeye aldım. Gerçi  zor, kolay ayrımı yapmadan listeyi oluşturmaya çalışıyorum.
52-Gazap Üzümleri (John Steinbeck)
53-Hayvan Çiftliği (George Orwell )
54-Germinal (Emile Zola)
55-Nana (Emile Zola)
56-Meyhane (Emile Zola)
57-Washington Meydanı (Henry James ): ilk kez duyduğum bir yazar ve kitap. Gerçi klasikse bir film ya da dizi uyarlamasında muhakkak karşılaşmışımdır. Bazen bildiğimi sonradan fark ediyorum. İsmen bilmeyip cismen bilen biri olduğum için hiç bilmiyorum demem de yanlış olabilir.
58-Daisy Miller (Henry James )
59-Bir Kadının Portresi (Henry James)
60-Karanlığın Yüreği (Joseph Conrad):Bazen gözüme ağır gelen klasikleri listeye yazmaktan vazgeçiyorum.Zorlanıyorum açıkçası. Elim gitmiyor klavyeye... Sonra ben ne yapıyorum, diyorum. Klasik, klasiktir diyerekten  ekliyorum.
61-Ses ve Öfke (William Faulkner)
62-Döşeğimde Ölürken (William Faulkner)
63-Maça Kızı (Aleksandr Puşkin)
64-Beyazlı Kadın (Wilkie Collins): Fazla duyulmayan  en azından benim duymadığım bir yazar ve eseri diye düşünüyordum. Biraz araştırdığımda ise bilen  biliyormuş aslında... İlk Gotik Roman özelliği taşıyormuş. Bu kitap için  yine güzel yorumlarla karşılaştım.
65-Aytaşı (Wilkie Collins)
66-Kelile ve Dimne (Beydaba): İlk defa duyduğum bir eser. Fabl tarzında yazılmış. Bu kitap için yapılan yorumlar bayağı iyi olduğu yönünde.
67-Ekmekçi Kadın (Xavier de Montepin)
68-Lolita (Vladimir Nabokov): Kitabın konusunun rahatsız edici olduğu ile ilgili yorumlara çok rast geldiğimi belirtmeliyim.
69-Gecenin Sonuna Yolculuk ( Louis-Ferdinand Celine)
70-Aya Yolculuk (Jules Verne)
71-Faust  (Johann Wolfgang von Goethe)
72-Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Erich Maria Remarque)
73-Beyaz Zambaklar Ülkesi (Grigory Petrov): Anı (Hatırat)
74-Değirmenimden Mektuplar (Alphonse Daudet)
75-Michael Kohlhaas (Heinrich von Kleist): Uzun öykü. Sayfa sayısı:120

Okuduğum Dünya Klasikleri:
1-Yabancı     (Albert Camus)
2-Monte Kristo Kontu  (Alexandre Dumas):
3-Vadideki Zambak  ( Balzac)
4-Yüzbaşının Kızı      (Puşkin)
5-Zamanımızın Kahramanı(Lermontov)
6-Fareler ve İnsanlar (John Steinbeck)
7-İnci (John Steinbeck)
8-Drakula  (Bram Stoker)
9-Zaman Makinesi (H.G.Wells)
10-Görünmez Adam  (H.G.Wells)
11-Madam Bovary  (Gustave Flaubert)
12-Anna Karenina   (Lev Tolstoy)
13-İnsan Ne ile Yaşar (Lev Tolstoy)
14-Moby Dick   (Herman Melville)
15-Çavdar Tarlasında Çocuklar (J. D. Salinger)
16-Genç Werther'in Acıları (Johann Wolfgang von Goethe)
17-Sefiller (Victor Hugo)
18-Büyük Umutlar (Charles Dickens)
19-Müşterek Dostumuz (Charles Dickens)
20-Sineklerin Tanrısı (William Golding)
21-1984 -Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (George Orwel)
22-Çılgın Kalabalıktan Uzak (Thomas Hardy)
23-Tess  (Thomas Hardy)
24-Açlık (Knut Hamsun)
25-Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel García Márquez)
26-Kırmızı Pazartesi (Gabriel García Márquez)
27-Suç ve Ceza (Fyodor Dostoyevski)
28-Ölü Evinden Anılar (Fyodor Dostoyevski)
29-Dönüşüm (Franz Kafka)
30-Dava (Franz Kafka)
31-Şato (Franz Kafka)
32-Satranç (Stefan Zweig )
33-Sabırsız Yürek (Stefan Zweig )
34-Pastoral Senfoni (André Gide)
35-Isabelle (André Gide)
36-Bir Delinin Hatıra Defteri (Nikolay Vasilyeviç Gogol)
37-Siddhartha (Hermann Hesse)
38-Pal Sokağı Çocukları (Ferenc Molnár)
39-Gulliver'in Gezileri (Jonathan Swift)
40-Genc Bir Köy Hekimi ( Mihail Bulgakov)
41-Küçük Prens (Antoine de Saint-Exupéry)
42-80 Günde Devri Alem (Jules Verne)
43-Dünya Merkezine Yolculuk (Jules Verne)
44-Denizin Altında 20bin Fersah (Jules Verne)
45-Fahrenheit 451  (Ray Bradbury)
46-Cesur Yeni Dünya (Aldous Huxley)
47-Gora (RabindranathTagore)

Kadın Yazarlar  ve Kitapları:
1-Agnes Grey (Anne Bronte): Merak ettiğim bir kitap.
2-Rebecca  (Daphne Du Maurier)Okumak istediğim bir roman.
3-Frankenstein (Mary Shelley)
4-Küçük Kadınlar (Louisa May Alcott) 
5-Siyah İnci (Anna Sewell):  Çocuk edebiyatından. Yazarın tek kitabı.
6-Tom Amca'nın Kulübesi (Harriet Beecher Stowe)
7-Emma (Jane Austen)
8-Middlemarch (George Eliot)
9-Deniz Feneri (Virginia Woolf)
10-Mrs. Dalloway  (Virginia Woolf)
11-Kuzey ve Güney (Elizabeth Gaskell): Bir Viktorya dönemi kadın yazarı daha. İlk kez duyduğum bir yazar...Jane Austen, Bronte kardeşlerin yanına, yorumlara bakılırsa  bir isim daha ...Bu eserden uyarlanan mini bir dizi de varmış.
12-Profesör (Charlotte Bronte):Yazarın baş yapıtı Jane Eyre'yi okuduğum için kitap ismini aşağıda yer verdim.
13-Villette Geçmişin Gölgesinde (Charlotte Bronte)
14-Shirley (Charlotte Bronte): Bu kitabın Türkçe çevirisi var mı yok mu bilmiyorum.

Okuduklarım:
1-Jane Eyre             (Charlotte Bonte):
2-Aşk ve Gurur       (Jane Austen)
3-Uğultulu Tepeler (Emily Bonte)
4-Bülbülü Öldürmek (Harper Lee)
5-Silas Marner  (George Eliot): George Eliot takma ismini kullanan yazarın gerçek adı:Mary Anne Evans
6-Rüzgâr Gibi Geçti (Margaret Mitchell )

Listenin hemen hepsi  klasik romanlar ve öykülerden oluşuyor. Aralarında bir iki tane diğer türden  kitaplar yer alıyor.
Dünya klasikleri yazarları ve eserleri bu kadar değil tabii...Keşfettikçe, hatırladıkça dünya klasikleri isimlerini bu listeye eklemeye  devam edeceğim...

Bu yazım da ilginizi çekebilir:
Türk Klasikleri Listesi

Kısa Romanlar Arayanlar için

öykü,kısa romanlarKısa romanlar ya da uzun öykü okumayı tercih edenler için bir liste oluşturdum.

Okuduğum kitap şöyle kısa sürede  bitsin, diğer günlere çok sarkmasın sonra  kitapla olan bağım kopuyor diyenler için ince kitap önerileri...

1-Yabancı(Albert Camus):
ince kitaplar  Albert Camus 'un yazdığı  ''Yabancı'' adlı   kitabın dili ve anlatımı o kadar sade, yalın ki bu yüzden kitabı beğenerek okudum.

 Kitabın adından anlaşıldığı gibi ana karakterin kendine, duygularına, geleneklerine yabancı olan bir insanı konu alıyor.
Sayfa sayısı:123
İlk yayımlanma tarihi:1942

2-Yüzbaşının Kızı (Alexandr Puşkin):
kısa romanlar, uzun öyküler
İlk yayımlanma tarihi:1836
Sayfa sayısı:138, bazılarında 220
Yüzbaşının Kızı adlı eserin sade, yalın bir anlatımı ve dili var.
Rus edebiyatı ve Puşkin söz konusu olunca ağır bir eserle karşılaşacağımı düşünmüştüm. Kısa bir kitap, sade bir anlatım olması acaba çocuklar için kısa versiyonumu bu diye düşünmeme sebep olmuştu.

 O kadar araştırmama rağmen birkaç yorum dışında fazla bilgiye ulaşamadım. Eserin orijinali ince olduğuna kanaat getirdim. 
Pyrotr Andreyich soylu bir ailenin çocuğudur. Haylaz, avare bir gençtir. Babası oğlunun daha sorumluluk sahibi biri olması için onu ücra bir köye subay olarak gönderir. 

Çocukluğundan bu yana yanında olan yardımcısıyla yola çıkar. Bu gittiği yerden hiç hoşlanmaz; ancak yüzbaşının kızını görünce işler değişir.
 Esprili bir anlatımı olması kitabı sevmemin diğer bir nedeni.

3-Roger Ackroyd Cinayeti (Agatha Christie):
kısa romanlar
Sayfa sayısı: 312
Tür: Polisiye
Çok beğendiğim kitaplardan biri. 
Ünlü karakter Hercule Poirot bu kitapta yer alıyor.

Dedektif Hercule Poirot emekli olmuştur. Kimliğini gizlemiş, sakin sessiz bir köye yerleşmiştir. Ancak bu köyde bir cinayet işlenmesiyle her şey değişir.
Çok akıcı üslupla yazılmış.  Agatha Chistie'nin okuduğum kitaplarından favorilerimden biri. Sonu beni bayağı etkilemişti

4-Genç Bir Köy Hekimi (Mihail Bulgakov):
öykü kitapları
Sayfa Sayısı: 168 civarında.
 Yeni mezun olmuş, köye tayini çıkmış  bir tıp doktoru hastalarıyla ilgili yaşadıklarını anlatıyor. Bazen bu  tecrübesiz doktorun teşhis ve tedavi sizi dehşete düşürüyor, bazen ilginç tanısı gülümsetiyor...
Siz de bu genç doktor gibi foyası ne zaman ortaya çıkacak diye bekliyorsunuz.

Başlarda sürükleyici olan kitap ortalarına doğru farklı başlıkta başka bir hikayeyle  devam ediyor. İşte o zaman kitaptan biraz okuma istediğim azaldı. Neyse ki okumaya devam ettim.
Kitabın sonunda yine başlardaki mekana dönüldüğünde aslında diğer hikayelerin de birbiriyle bağlantısı olduğunu anlıyorsunuz.

5-İnci (John Steinbeick):
uzun öykü
İlk yayımlanma tarihi: Kasım 1947
Sayfa sayısı: 102
Kısa sürede okuyup bitirdiğim güzel bir kitap. 
Kino dünyanın en büyük incisini bulduğunda hayatını değişeceğini umar. Ancak durum hiç de istenildiği gibi olmaz. Bazen zenginlik başa beladır.
Yazar çok yalın sade bir hikaye ile bunu gözler önüne sermiş. İnsan ister istemez öyküde yaşanılanlara doğruluk payı vermeden edemiyor.

6-Pastorel Senfoni (Ande Gide):
kısa romanlar
Andre Gide'nin yazmış olduğu bu uzun öykü
95 ile 99 arası sayfa sayısı değişiyor.
Kısa sürede bitirebileceğiniz kitaplardan.
 Beğenerek okuduğum bir eser.

Bir din görevlisi ölmekte olan yaşlı bir kadının ziyaretine gider.
 Kadın ölünce onun yanında yaşayan hayatta kimsesi olmayan kör kızı evine götürür.
Eşi bundan hiç hoşlanmasa da rahip onun bakımını üzerine alır. Her şeyiyle ilgilenir. Bu kızın rahibin evine gelmesiyle birlikte neler yaşandığına tanık oluyoruz.

7-İsabelle (Andre Gide):
ince kitaplar
İlk yayımlanma tarihi:1921
Sayfa sayısı:79 ya da 112 (Kitabın  kaç sayfa olduğu yayınevlerine göre değişiyor)

Gerard, araştırması için davet edildiği  şatoda  ilginç karakterlerle zaman geçirir. Günlerin aynı şekilde geçtiği, tekdüze bir hayatın olduğu bu yerde gördüğü resimdeki  kadına aşık olur. Şatoda ilginç bir şey dikkatini çeker.  Ve o kadınla ilgili gerçeği rastlantısal olarak öğrenir. Bir günde biten kısa bir roman.

8-Bir Delinin Hatıra Defteri (Gogol):
İlk yayınlanma tarihi:1835
Sayfa sayısı:160
Kitap üç ayrı öyküden oluşuyor: Bir Delinin Hatıra Defteri, Palto ve Burun...

9-Zaman Makinesi (H.G.Wells):
İlk yayımlanma tarihi:1895
Sayfa Sayısı:
128, 121 değişiyor..
Tür: Bilim Kugu
Severek okuduğum bir kitap. H.G.Wells benim için vazgeçilmez yazarladan.
Zaman makinesinin ilk kullanıldığı kitap. Yazar sadece bilim kurgu değil toplumsal, sosyal konuları da işlemesi kitabı özel kılıyor.
Zaman makinesini keşfetmiş bir adam geleceğe yolculuk yapıyor. 802701 yıl sonrası... Ve gittiği yerdeki uygarlığa ve orada  gördüklerine ve yaşadıklarına tanık oluyoruz...

10-Açlık (Knut Hamsun):
Sayfa Sayısı: 160
1890 yılında ilk yayımlanmış bir eser.
Dünya edebiyatında önemli bir yere sahip kitaplardan biri. Ünlü bir yazar olma hevesinde 
olan bir gencin yaşadığı yoksulluğu, zorluğu anlatan bir eser. Açlıkla boğuşan ancak 
gururundan da ödün vemeyen,  yazar olma tutkusuyla yanıp tutuşan bir gencin hikayesi...

11-On Küçük Zenci (Agatha Christie):
272 sayfa sayısı.
1939 yılında ilk yayımlanmış.
Yazarın en iyi kitaplarından biri. Bir adaya davet edilen on kişi. Bu faklı meslekten insanlar
teker teker esrarengiz şekilde ölürler. Bir adada oldukları için dünyayla bağlantıları olmadığı için  yardım çağıramazlar.
 Bir yandan katilin  ve sırada ölecek kişinin kim olduğunu tahmin etmeye, diğer taraftan önlem almaya çalışırlar...Sürükleyici, şaşırtıcı, gerilim dolu bir roman...

12-Kanatların Çağrısı(Agatha Christie):
1933' de ilk yayımlanmış.
Kitabın sayfa sayısı: 208 
12 öyküden oluşan bir kitap. Öykünün bir çoğunu filmlerden anımsıyorum. Okurken demek o filmlerin kaynağı bu kitapmış, dedim.
 Doğa üstü olayların konu aldığı öykülerden oluşuyor. İçlerinde hoşlandığım öyküleri belirlemiştim aslında. Tabii bir yere not almadığım için hatırlamıyorum.

13-Zamanımızın Bir Kahramanı (Lermontov):
kısa kitaplar
243, 176 , 188, 192... sayfa sayısı yayınevine göre değişiklik gösteriyor. 
Biraz daha araştırsam bu sayfa konusu uzayacak sanırım.
Rus yazar genç yaşta düelloda hayatını kaybetmiştir. Bu tek romanıdır. Çok önceleri okuduğum
 bir kitap.
 Bazen düşünüyorum da bu kitabın ismi daha farklı olsaydı daha mı fazla bilinirdi? İnanın bu
ismi hatırlamakta zorlanıyorum. Bu bana özgü bir problem de olabilir tabii. Şimdi bir yayınevi
farklı bir isimde kitabı sunsa bu sefer de kafa karışıklığına neden olabilir. Neyse en iyisi böyle kalsın.

Kitabın konusu; Anlatıcımız yolculuk sırasında Maksim Maksimiç ile tanışır. Yol boyunca
 sohbet ederler. Maksim Maksimiç bu sohbette Peçorin karakterinden bahseder. Ve ilginç olan bu seyahatte Peçorin ile yolları kesişir. Çok kısa da olsa anlatıcımız  onu görme şansına nail olur.

Ancak  Maksim Maksimiç Peçorin'in  kendisine karşı mesafeli olmasına bozulur. Ve Peçorin'in günlüklerini seve seve anlatıcımıza verir. Biraz karışık oldu biliyorum. Daha kısa nasıl anlatırım telaşı ile bu kadar oldu.
Ve Peçorin'i başta Maksim Maksimiç' ten dinlerken sonra anlatıcımız günlükleri okuyucuya
sunarak Peçorin'i günlüklerinden nasıl biri olduğuna neler yaşadığını öğreniyoruz. Şu Peçorin ilginç bir karakter.
Maksim Maksimiç'in alınganlığı da aynı ben...

14-Olağanüstü Bir Gece (Stefan Zweig):
Sayfa sayısı: 80
Stefan Zweig'in o usta anlatımıyla dikkati çeken bir diğer kitabı. Olay örgüsü çok cazip gelmese de ruhsal tahlilleri ve cümlelerin akıcılığı sizi çekiyor.
Burjuvadan gelen hayata karşı duyasızlaşmış bir adamın, birgün  yaşadığı bir olay hayata daha farklı bakmasına neden olur. Bu değişime sebep olan olayları öğreniyoruz.

15-Selma ve Gölgesi (Peyami Safa):
Sayfa sayısı: 160
Türk yazarlardan özellikle eski yazarlardan böyle bir kitap yazmalarını hiç ummazdım. Heyecanla okuduğum kitaplardan biriydi.
Gizemli bir kadın ve şüpheli ölümler...Olayların iç yüzünü öğrenmek için ilgiyle okumuştum. 1941 yılında ilk yayımlanmış olan bu kitabın sonu beni bayağı şaşırtmıştı.

16-Dr Jekyll ve Mr Hyde (Robert Louise Stevenson):
1886 ilk yayımlanma tarihi.
Türü: Korku, gerilim, bilim kurgu, gotik roman,gizem
107, 111,121..gibi  sayfa sayısı değişiyor..
Çok film izlemiş olduğumu bazen kitapları okuduğumda tanıdık bir şeylere rastlayınca fark ediyorum. 
Başarılı kitaplar filme uyarlandığı için bu gibi durumlarla çok sık karşılaşıyorum. Bu kitabı okurken  gözüm bir yerden ısırıyor hissiyatı duysam da tabii konusunu çok net hatırlamadığım için pek sorun olmadı benim için. 
Kitabın konusuna gelince, bunu anlatırsam tüm gizemi kaçabilir, bu nedenle anlatmamayı tercih ediyorum...

17-Şu Bizim Hortlak (Oscar Wilde):
Türü: Çocuk edebiyatı, Gotik roman...
1887 ilk basım yılı.
Sayfa sayısı: 87
Orijinal adıyla The Canterville Ghost  okuduğum ilk İngilizce kitabımdır. Kitabı çok sevmiştim. Türkçe ismi  kitabın içeriğini aslında yansıtıyor. Türkçe olarak da okumak istediğim kitaplardan. Çocuk edebiyatı olsa da...

Bir aile Canterville malikanesini almak ister. Yalnız malikanenin hayaletli olduğuna dair söylentiler vardır. Bu aile uyarılara rağmen hayaletlere inanmadıklarını söyleyerek buraya yerleşir. Ailenin bu hayaletten çekeceği var derken tam tersi hayalet bu aileden çeker. Çok hoş bir hikayesi vardı. Hatırladıkça gülümsüyorum...

Hemen hemen okumayan kimsenin kalmadığı en çok okunan kitaplar:
Bahsetmezsem  kesinlikle olmazdı...
18-Dönüşüm(Franz Kafka) 1915 yılı. 240 sayfa.
19-Satranç(Stefan Zweig): 71 sayfa. İlk basımı 1941.
20-Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu(Stefan Zweig): 68 sayfa.
21-Kürk Mantolu Madonna (Sabahattin Ali) :  Sayfa sayısı :160. 1943 yılında ilk yayımlanma tarihi.
22-Fareler ve İnsanlar(John Steinbeck) :Bu uzun öykü 187 sayfa.
23-Kımızı Pazartesi (Gabriel Garcia Marquez) :122 sayfa. Bu roman 1981 yılında ilk yayımlanmış.
24-Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry )112 sayfa. Çocuk edebiyatı kategorisinde olmasına rağmen büyüklerinden vazgeçilmezi olan bu uzun öykü 1943 yılında ilk yayımlanmış.

Bunlar da henüz okumadığım  kısa kitaplar:
25-İlk Aşk (İvan Turgenyev):
Sayfa sayısı:102.
İlk basımı:1860
Bu kitabı henüz okumadım. Bu uzun öykünün kolay ve sade bir anlatımı olduğunu öğrenince belki daha sonra okuyabilirim diye buraya eklemeye karar verdim.

26-Penelope (Margaret Atwood):
Sayfa sayısı:160 -198 değişiyor yayınevine göre...
Bu kitapla ilgili yorumlara baktım. Sürükleyici ve eğlenceli olarak ifade edilmiş.
Yazar, Yunan mitolojisindeki Odyssiea hikayesinde yer alan Penelope'in öyküsünü uyarlamış. Bu romanı merak ettim doğrusu.

Mümkün olduğunca kısa kitaplar sunmaya çalıştım. Çoğunluğu 100 sayfalık kitaplar... Sayfa sayılarını özellikle eklemeye çalıştım...Az çok fikriniz olsun diye...

Günlük Tutmanın Faydaları

günlük tutmanın faydaları
Bundan yıllar yıllar önce günlük tutuyordum. Sanırım iki, üç günlüğüm de  olmuştu.
 Sonra o defterlerimin aile bireylerinden biri tarafından okunduğunu fark ettim; bunu görmek ne acı ne ızdırap,  hiç sormayın.....

Sanırım ondan sonra günlük münlük tutmayı bıraktım ve artık günlük tutmak benim için mazide kaldı...  Bir ara kağıtlara yazıp atıyordum. Tabii bundan da vazgeçtim....

Günlük tutmayı düşünüyorsanız şunu  da göze aldığınızı  hep hatırlayın: Biri bir gün o günlüğü okuyabilir.

 O yüzden artık defterinizi kilitli bir yerde mi saklarsınız, kağıtlara günü günü  yazıp günü
 gününe mi atarsınız bilemem. Tabii deftere değil de kağıtlara yazmak günlük tutmak olur mu
 bu konuda bir fikrim yok.
Ancak günü günü yırtıp attığınız için yırtma eylemi de günlük
yapıldığı için bir nevi olduruyoruz.

En başta günlüğünüzü dış etkenlerin müdahalelerine karşı koruma stratejisi belirleyin😀:
 Bu kesinlikle önemli. Birinci kural günlüğünüzü  nasıl muhafaza edeceğinizi belirlemek olsun.
 Sonra biri günlüğünüzü okuduğunda bin pişman olmayın. Ben uyarımı yapayım... Benim
 başıma gelmez demeyin, geliyor...

Günlük Tutmanın Faydaları:
1-Unutkanlık için :
Psikologlar ve psikiyatrlar tarafından unutkanlık sorunu yaşayan  kişilere  günlük tutmaları
 önerildiği birçok kez karşıma çıkan bir bilgi.  Bunu gerek tanıdıklarımda , gerek tv'de birçok
 kez duymuşluğum vardır.
günlük tutmanın faydaları









2-Yazma Yeteneğini Geliştirmek İsteyenler için:
Yazarlar hakkında bilgileri okuduğumuzda  mektup ve günlüklerin hayatlarında ne çok yer aldığını görürüz. Birçok yazarın bu şekilde bir yol izlemeleri tesadüf olmasa gerek.

Yazma kabiliyetini geliştirmek için sürekli yazmak gerektiği artık yazar olmak gibi bir derdi olmayanlar bile idrak etmiş durumda.

Her gün ne yazacağım gibi sıkıntısı olanlar için muazzam bir yöntem günlük tutmak. Gün
içerisinde muhakkak bir şeylerle uğraşıyoruz, kızıyor, sinirleniyor, bir şeyler öğreniyoruz.
 Bunları günlüğe yazarak bir adım atabilirsiniz.

Okuduğunuz kitap hakkında düşüncelerinizi, yapmak istediklerinizi, hayallerinizi, öğrendiklerinizi yazabilirsiniz bu günlüğe. Hatta rüyalarınızı bile yazabilirsiniz... Konu sıkıntısı çekilmeyecek
 ve yazma alıştırması yapılacak  en uygun yöntemlerden biri.
günlük tutmanın faydaları








Not: Yazmak insanı geliştirir. İster bir blogda yazın, ister bir deftere...Kendini ifade etmenin en güzel şekli...Şunu hatırlatmakta fayda var: Yazdıkça yazma beceriniz gelişir...

3-Kendini İfade Etmek için:
Günlük tutatarak;  duygularımızı, düşüncelerimizi ve olayları yazarak
 ifade ettiğimiz için farkındalık kazanmış oluyoruz. Düşüncelerimiz netleşiyor. Zihnimizde netleşen fikirler siz isteseniz de istemeseniz de
 dile kolayca geliyor. Ne istediğinizi bildiğiniz için kendini ifade etmek de kolaylaşıyor.

Bir nevi yazarak kendimizi ifade etme alıştırmaları yapıyoruz. Dolayısıyla  insanlarla iletişim
 kurmak daha rahat gerçekleşiyor.
günlük tutmak

4-Psikolojik ve Ruhsal Açıdan Günlük Yazmanın Faydaları: 
Daha önce internette okuyup bir deftere not aldığım bir bilgiyi burada paylaşmak  istiyorum.

*Bir araştırmada iki ayrı gruba  4  ay boyunca her gün günde 15 dk günlük tutmaları önerilmiş.
1. gruba: Sıradan konular hakkında yazmaları,
2 Gruba: Kendi içinde 3 gruba ayrılıyor;
Birinci gruba: Sadece duygularını, öfkelerini, korkularını aktarmaları,
İkinci gruba: Yaşadıkları bir travma hakkında yazmaları,
Üçüncü gruba hem olayları hem de yaşadıkları duyguları aktarmaları istenmiş.

Bu gruptan 4 ay sonra hem olayları hem duyguları yazan 3. grupta belirgin biçimde olumlu değişiklikler görülmeye başlamış. 


 Yalnız günlük tutarken şunlara dikkat etmek özellikle ifade edilmiş:
Duyguları ve yaşanılan olayları yazdıktan sonra olumlu duygularınızı da yazıya katmanın 
önemi  özellikle vurgulanıyor.

Yaşadıkları kötü bir olaya mutlu bir son yazmaları ve olayların onların hayatına bıraktığı
 olumlu yönlerini anlatmaları istemiş.  Şimdi ben mutlu son yazmakta zorlanan biriyim. Benim tavsiye ettiğim yöntem ise şu: O olaydan öğrendiğin ders nedir? Bunu ifade etmek de olabilir aslında.

Kısaca, olayları ve bu olayların siz de hissettirdiği duyguları günlüklere yazmak önerilirken
 bundan azami derecede fayda sağlamak için   bir tık daha öteye giderek bu günlüklere olay,
duygu yazıldığı gibi ne gibi dersler çıkarıldığının da eklenmesi gerektiği kanaatindeyim.

Olumsuz olay ve duygular sadece yazıldığında evet rahatlama olabilir ancak o olaydan nasıl bir ders çıkarıldığını yazmak ,  mutlu bir son ya da o olayın sana kattığı olumlu yanları yazmak;
size pozitif yaklaşım kazandırırken  bilincimizi eğitecektir.

Günlük yazmak,  zihinsel ve ruhsal gelişime muazzam faydası ve etkisi  vardır.

gunluk tutmak







5-Yabancı Dilinizi Geliştirmek için: 
Yabancı dil öğrenme çabasında olan kişilere hep günlük tutmaları önerilir. Hatta daha önce araştırma yaparken  bir site sahibi nasıl İngilizce öğrendiğini yazmış. Çok ilham verici bir yazıydı. Tabii ilkin  İngilizce kitapları okuyarak sonra da günlük tutarak diye belirtiyordu. 
Öyle tek bir dil de değil Türkçe başta olmak üzere iki dil daha...Uygulayanlar görüldüğü üzere
var...

Ayrıca İngilizce derslerinde günlük yazarak alıştırma yaptığımızı hatırlıyorum. Sanırım
öğretmenler bunu sadece bir kereliğine derste önerdiği için bunun başarılı bir yöntem olup
olmadığı konusunda hiçbir zaman bir fikrimiz oluşmadı. Bunun  yanında bizler de bu gibi
 teknikleri çok dikkate almadık tabii.

Yazımın sonuna gelirken günlük yazmanın birçok faydası olduğunu kısaca anlattım. Ayrıca
yazımın başında günlüğün zararlarından da bahsettim. Benim arkadaşlarım günlüklerinin
okunma ihtimaline karşı yeni bir alfabe oluşturmuş öyle yazarlardı.

Şimdilerde düşünüyorum da şöyle hiçkimsenin anlamayacağı bir yabancı dilde yazmak en
azından yeni bir dil öğrenmemizi de sağlardı. Biraz meşakkatli olurdu. Ama daha iyi olurdu sanki. 


Günlük Örnekleri

günlük örnekleri
Yazarların yazdığı günlükleri merak ediyor musunuz? Gerek kendi hayatlarında yazdıkları gerek romanlarında kullandıkları günlükleri...

 İşte bu konuda ilgilenenler için 'günlük örnekleri' ni bu sayfamda bir araya getirdim...

Stefan Zweig - Günlükler :
günlük örnekleri
Sefan Zweig'in kitaplarını okuyanlar bilir ki çok akıcı bir üslubu vardır. Tabii bir o kadar ruh tahlilleri de çok başarılıdır.
Bunu kağıda yansıtabilmesi ise en büyük yetenek sanırım.

 Yazat Stefan Zweig'in  tuttuğu günlükler kitap haline getirilerek okurlara sunulmuş.
Can yayınlarından çıkmış  bu kitaptan birkaç  örnek...


Çarşamba, 11 Eylül 
Annemle babamın gelmesi ve benzeri şeyler yüzünden sabahım boşa geçti.
 Öğleden sonra da Shakespeare üzerinde çalıştım değil de tembelce sayfaları çevirdim denebilir; ancak akşam olduğunda şiir yazmaya çalıştım, yarım yamalak bir şeyler yazabildim, beylik sözcüklerle dile getirilen, melankoli dolu üçbeş dörtlük oldu sanırım; ritmi hüznü gizliyor, güzelleştiriyor.
 (Kaynağımız olan şeyle bizi bekleyen uyku arasında, gibi.) Öğleden sonra Thimig geldi, bayram kongresine gelen kalabalıkla birlikte sokaklarda yürümek istediğim için ona vakit ayıramadım.

Perşembe, 12 Eylül 

 Dostoyevski üzerinde çalıştım biraz, daha doğrusu bilgimi genişlettim. Gezintiye çıktım,
öğleden sonra Milan Begovic´’le birlikteydim, bu adam zeki ve hayat dolu, ama korkarım ki
 sebatsız biri. 

Raskolnikov’u yeniden gözden geçirdim, Lareta’nın İspanyolca romanını okudum, İspanya’ya
 ait ne varsa içinde, hiçbir gücü yok. Akşam, çalışma konusundaki bütün planlarımı sevimli bir
genç kız uğruna feda ettim, yalnızca otuz dakika ama hayal gücümü tembelleştirmeye yetti.
 Bir uşak tuttum.


Cuma, 13 Eylül –
Bahr’dan Inventur’u aldım, uzun bir mektup yazarak teşekkür ettim kendisine, yüreğimde
 ona karşı beslediğim bütün duyguları dile getirdim.
 Öğleden önce Bertold Viertel geldi, bu adamın içtenliksiz, uyanık akıllılığı şaşırtıcı ama
insanı huzursuz ediyor.

 Dostoyevski üzerine not tuttum, okudum, Shakespeare çalıştım. Çalışmadan geçirdiğim
 bugünlerde hiç olmazsa iyi şeyler okuyorum, ama galiba yeteri kadar iyi değil bunlar.
İrademin ipleri gevşemiş, keşke yeniden sıkılaştırabilsem onları. 

Grouchy üzerine yazdığım makale yayımlandı; boş gibi geldi bana, temposu da daha
 hareketli olabilirdi, üslubum hâlâ oturmadı, ele aldığım konuya göre biçimleniyor hep
(konuşurken de karşımdakine uyuyorum, sanki karşımdakinin yansısı gibi oluyorum).

Cumartesi, 14 Eylül 
 Hiç çalışmadım. Hiç. Yalnızca okudum, daha doğrusu Shakespeare okudum (çok ilginçtir, bu
adamı okumak cesaretimi kırmıyor, tam tersine hep kışkırtıyor beni), sonra birkaç mektup
yazdırdım, akşam da yine uzun uzun kitap okudum. Ama artık gerçekten başlamam gerek,
geçmişle gereğinden çok ilgileniyorum.

Erdal Öz- Günlükler:
Yine Can yayınlarından çıkmış bir kitap. Pdf olarak internette kitabın bir bölümü verilmiş.
örnek günlükler
Yazarların günlüklerinde; yazma ve okuma konusunda  ipuçlarına rastlamak ne güzel...

13 Eylül 1956, İstanbul 
Bu deftere –her gün değil ama– elim değdikçe duygularımı, düşüncelerimi yazmaya çalışacağım. Duygular, düşünceler uçup gidiyor. Oysa ben, bu ayrıntılarla –küçük de, basit de olsalar– bu duygularla, bu düşüncelerle ben’im.

Bu deftere kendim için yazacağım. Kendimi belirlemek için. Yoksa başkalarına örnek gösterilecek bir erdemin öznesi olmak için değil. Ne var ki bu deftere bütün özdenliğimi, içtenliğimi, bütün eğrilerimi, doğrularımı koyabilecek miyim? Bilmiyorum.

14 Eylül 1956
Gün geçtikçe dilimi arılaştırıyorum. Bir eski kelimeyi atıp yerine öz Türkçesini koymak beni bir hikâye yazmış kadar sevindiriyor. Birden dünyalar benim oluveriyor. 

“Fayda”, Arapça bir kelime. Ataç, fayda karşılığı olarak “ası”yı önerdi. Isınamadım “ası”ya. Fayda karşılığı “yarar”ı kullanabilirim. Niye olmasın. “Ası”dan daha iyi. Hiç olmaz­sa dilimizde var olan, yerleşmiş bir kelime. Çocuk gibi sevinçliyim.

Reşat Nuri Güntekin-Çalıkuşu:
günlük örnekleri
Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu adlı romanında baş karakter Feride öğretmenlık yaptığı sırada günlük tutar. O günlükten birkaç alıntı:

Zeyniler, 24 Şubat
 Bu sene, yaz erken gelecek diyorlar. Bir haftadan beri havalar açtı. Ortalık günlük güneşlik, tepelerde kar olmasa insan kendini mayısta sanacak. Bugün cumaydı. 

Öğle yemeğinden sonra odamda Munise'nin suluboya bir resmini yapmaya uğraşıyordum. Birdenbire kapı çalındı. 

Hatice Hanım, başörtüsü boynuna düşmüş, eli ayağı titreyerek içeri girdi. Onu hiç bu kadar telaşlı ve heyecanlı görmemiştim. - Aman hocanım aşağıya iki efendi geldi. Birisi Maarif Müdürü'ymüş, teftişe gelmiş. Çabuk in! Ben konuşmaya sıkılırım. Acele acele çarşafımı giyerken kendi kendime gülüyordum; odasında elini kolunu hareket ettirmeye üşenen bir tembeller şahı buraya kadar zahmet etsin, inanılır şey değil! 

Aşağıda, dershane kapısı önünde, biri gayet uzun, öteki gayet kısa boylu iki adamla karşılaştım. Ben, gözlerimle etrafta onu ararken kısa boylu adam, bana doğru yürüdü. 
Karanlıkta pek iyi seçemediğim yüzünden bir tek gözlük parladı:
- Mektep değil, adeta ahır...
- İçerisi biraz daha aydınlıktır efendim, dedim...
......
İzmir, 22 Eylül
Bugün, müsabakaya girdim. Tahriri imtihan fena gitti; istikrar, istismar istifa gibi sekiz, on fiilin muzarilerini, emriha-zırlarını, tahriren tasrif ediniz, dediler. Kelimelerin Türçelerini bilmiyorum ki, Fransızcasını yazayım. Fakat şifahi imtihan iyi oldu, Reşit Beyefendi benimle Fransızca konuştu. Behemehal kazanacağımı ümit ettirecek bazı sözler söyledi. Allah, Munise'ye acısın.

İzmir, 27 Eylül
Bugün Reşit Beyefendi'den bir tezreke aldım. Bana bir iş bulmuş. Görüşmek için Karşıyaka'daki köşküne çağırıyor. Maarifteki kâtip, bu beyin bana düşmanlık ettiğini söylemişti. Bu sözün doğru olmadığı anlaşılıyor. Bakalım, yarın anlayacağım.

Karşıyaka, 3 Ekim

Munise ile bana köşkün üst katında denize karşı bir oda verdiler. Küçük, fakat kuş kafesi gibi şirin bir yer. Geç vakte kadar penceremden rıhtımı ve denizi seyrettim.

Pencerem, bütün körfezi görüyor. Karşıda İzmir, yıldızlarla donanmış bulut kümelerine benzeyen tepeleriyle, muhteşem bir donanma aydınlığı içinde yanan Kordonu'yla görülecek şey. Fakat doğrusu, önümdeki Karşıyaka rıhtımı, beni daha ziyade eğlendirdi.

Burada ne güzel, ne eğlenceli bir hayat var. Gece yarısına kadar tramvaylar işliyor, havagazlarının yeşil aydınlığında ardı arkası kesilmeyen genç kafileleri piyasa ediyor. Uzakta, denize allı, yeşilli ziyalar akıtan bir gazinoda, gitarla kâh şen, kâh mahzun havalar çalıyorlar.....
.