Mektup Türünde Yazılmış Eserler

mektup türünde yazılmış romanlar
Aslında günlük tarzında yazılmış kitaplarla  ilgili bir yazı hazırlıyordum. Ancak aklıma hep mektup türünde yazılmış eserler geldiğini için  önce bu konuya yoğunlaşmamın daha doğru olacağına karar verdim.

İlkin yabancı yazarlar ve eserlerini daha sonra da Türk Edebiyatında mektup türünde yazılmış eserlere ve yazarlara yer verdim.

Türk Edebiyatından mektup tarzı eserleri hiç okumadığım için sadece kitap ismine ve yazarların adlarına değindim.

Mektup Türünde Yazılmış Eserler ve Yazarları:

1- Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig:
Oldukça akıcı bir üslubu olan yazarımız Stefan Zweig'in  bir eseri. Tanınmış roman yazarı R.'ye meçhul bir kadından mektup gelir.
 Bu mektuplarda bu bilinmeyen kadının hayatını ve R. adlı yazarla arasındaki geçenleri öğreniyoruz. Karşılıksız bir aşk yaşayan bir kadın ve hayatına giren kadınları hatırlamayan bir yazar. Varın yaşanılanları siz düşünün.
Kitap yorumumu okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

2- Genç Werther'in Acıları, Goethe:
Muhteşem bir klasik olarak çok övülen bir kitap. Eğer bu kitabı okuyacaksanız çok beklenti içinde olmadan okuyun. Beklentiniz ne kadar  yüksek tutarsanız beğenme ihtimaliniz o kadar azalıyor.

Yazarın ilk kitabıymış. Bu kitap yayımlandığı yıllarda çok ses getirmiş.. Bu romanın yayımlanmasından sonra intihar sayısı  arttmış. Siz yine de dikkatli olun. Buhranlı döneminizde okumayın. Ne olur ne olmaz.

Kitabı okuduğumda artık zihinsel olarak karmaşık bir anıma geldiği için mi bilemiyorum, çok sarsıcı  gelmedi bana. Tabii sonu iyi bitmiyor.  Bu edebi değeri yüksek kitabı bir kere daha okusam iyi olur sanırım..

3-Şatodaki Kadın, Anne Bronte:
Bronte kardeşlerin en küçüğü Anne Bronte'nin yazdığı kitap  mektup tarzında yazılmış. Belli bir yerden sonra baş karaktere verilen günlüğü de okuyoruz.
 Bu kitapla ilgili yorumumu buradan okuyabilirsiniz.

4-Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka:
Kafka ve Milena 5 yıl mektuplaşmışlardır. Yalnızca 3 kez yüz yüze gelmişler. Bu kitap Kafka'nın Milena'ya gönderdiği mektuplardan oluşuyor.

 Usta yazarın mektupları,  üslubunu ve   hakkında bir şey  öğrenmek gibi bir amacınız varsa ilginizi çekebilir. Olay ve tutkulu bir aşk bekliyorsanız hüsrana uğrayabilirsiniz. Araştırdığımda  öyle sanıldığı gibi belirgin aşk olmadığı yönünde. Sadece fonda bir aşk esintileri olabilir.

 Mektuplardan oluşan bu eserde  Milena 'dan gönderilen mektuplar yer almadığı için biraz monoton, eksik kalıyor. Tekdüze günlük hayattan  bahsedildiği için biraz sıkıcı da gelebilir.

Daha sonra araştırdığımda kitabın sonlarına doğru Milena'nın mektuplarına da yer verildiğini öğrendim. Keşke karşılıklı sırasına göre mektuplar olsaydı daha iyi olurdu. Çok az okuduğum sonrasında devam edemeyip  bıraktığım kitaplardan biri. Halbuki yazarın üslubu için okumayı özellikle seçtiğim bir eserdi...

Felice'ye Mektuplar, Franz Kafka:  Yazarın nişanlısı Felice'ye yazdığı mektuplardan oluşan bir kitap.

5- İnsancıklar, Dostoyevski:
Yine mektup tarzında yazılmış bir eser olduğu için okumaya karar verdiğim bir kitaptı. Yazınsal olarak bana bir şeyler katacağını düşündüğüm için incelemeye almıştım. Ancak yarım bıraktığım bir roman oldu. Direkt okuyup geçsem belki seveceğim bir kitabı, sırf üslubunu incelemek için yavaş yavaş ilerlediğim için kitaptan soğumama sebep oldu.

Rus yazar Dosteyski'nin ilk kitabıymış. İlk kitabıyla  tanınmaya başlayan  yazarlardan.  Dünya klasiği olan bu romanı  daha sonra okumayı  çok istiyorum.

6-Vadideki Zambak, Balzac:
Dünya klasiklerinden mektup tarzı yazılmış bir roman daha.
Bu kitabı uzun zaman önce okumuştum.Sanırım iki üç yıl önce.

Hatırladığım kitabın yarısına kadar geldiğimde hiç bitmeyen bir betimlemeler karşıma çıkınca okumam sekteye uğramıştım. Her gün biraz biraz okuyarak o bölümü bitirmiştim. Şimdi düşünüyorum da gerçekten betimlemeler o kadar uzun muydu yoksa bana mı öyle gelmişti.

Romanın sonunda mektubun kime yazıldığını anlayamamıştım. Açıkçası tekrar okumak da gözümde büyüdüğü için bu soru hep aklımda kaldı. Onun dışında güzel bir kitap.

7-İki Yeni Gelinin Anıları (Hatıraları), Balzac:
İki yakın arkadaşın birbirine yazdığı mektuplardan oluşan bir roman. Bu kitabı okumadım. Okuyanların yorumlarına baktım çok olumlu. Bayağı iyi bahsedilmekte bu eserden.

Türk Edebiyatında Mektup Türünde Yazılmış Eserler ve Yazarları:
1-Handan, Halide Edip Adıvar:
Mektur tarzında yazılmış roman.

2-Piraye'ye Mektuplar, Nazım Hikmet Ran:
Nazım Hikmetin Piraye'ye yazdığı mektuplar  derlenerek kitap haline getirilmiş.

3-Canım Aliye, Ruhum Filiz;  Sabahattin Ali:
Sabahattin Ali'nin eşine ve kızına yazdığı mektuplardan oluşuyor.

4-Hep Genç Kalacağım, Sabahattin Ali:
Sabahattin Ali'nin 1931-1948 yıllarında yazılmış mektupların hepsi bu kitapta yer alıyormuş.
Onun yazdığı ve ona gönderilen mektuplardan oluşan bir eser.

5-Yalnız Seni Arıyorum, Orhan Veli Kanık:
Orhan Veli Kanık'ın Nahit Fıratlı'ya yazdığı mektuplardan derlenen bir kitap.

6-Bir Kadın Düşmanı, Reşat Nuri Güntekin:
Mektup tarzında yazılmış bir roman.

7-Okuruma Mektuplar, Nurallah Ataç:
Mektuplardan oluşan bir deneme kitabıdır.

8-Boşanmış Kadın(Mutallaka), Hüseyin Rahmi Gürpınar:
Gelin- kaynana geçimsizliğinden bir yuvanın dağılması sonucu; ayrılan eşlerin birbirine yazdığı mektuplardan oluşan bir roman.

Günümüzde Mektup Tarzı Yazılmış  Kitaplar:
Elveda Güzel Vatanım, Ahmet Ümit:
  İlk yayımlanma tarihi, 2015. Mektup tarzında yazılmış bir roman.

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Susanna Tamaro:
 Bir dönem çok popüler bir kitaptı. 1994 yılında yayımlanmış bir kitap.Yaşlı bir kadının torununa yazdığı gönderilmemiş mektuplardan oluşun bir roman.


Whatsapp Grup İsimleri

whatsap grup isimleri
Teknolojinin ve uygulamaların çok gerisinde kalan biri olarak whatsapp grup isimleri bulmam çok ironik olacak biliyorum.

Bu uygulama karşıma çok çıksa da ben kullamaya pek yanaşmadım. Ancak görülüyor ki bu da olmazsa olmaza doğru gidiyor...

Asıl konuya geçeyim whatsapp grup adları arayanlar olduğunu fark eder etmez bu işe de bir el atayım, dedim.
 Emin olmamakla birlikte Wp Grup İsimleri gördüğüm kadarıyla kişi tercihine kalmış bir durum. O yüzden aklıma ne gelirse yazmaya çalıştım.

Watsapp konuları her alanda olabileceğini düşündüğüm için whatsapp konularını biraz tahmini olarak belirledim. Başlıklar halinde yazdım. Tabii başlıklar sadece konuları ihtiva etmiyor;  kız, erkek ayrı  olarak whatsapp gurubu oluşturmayı düşünenler içinde başlıklar ekledim.

Bizim Mekan                   Meraklı Teyzeler        Tonton Teyzeler                    
Bir Şey Soracaktım         Dahiler                        Ninjalar                  
Ninja Kuzenler                Kadın Günlüğü

Bize Masal Anlat         Kendini Dahi Görenler   Anlamayanlar            Kafama Bir şey Takıldı
Meraklı Melahatler      Huzur Arayanlar             Eğlenme Zamanı       Bana  Eğlence Gerek    
Başarı Kulübu              Kafam Şişti                      Bizim Çocuklar          Bana Fikir Lazımdı

Canı Çok Sıkılanlar      Evrene Enerji Yollaya                Pijama Partisi              
Kuzenlerin Yeri             Pozitif Takılanlar                       Cool Takılanlar

Çekemeyenler Burada             Bir Maruzatım Var         Masal Diyarı
Dertliler Köşesi                       Bir Şey Diyecektim  

Bugün Ne Pişirsem           Üç Silahşörler                    Kendini Prenses Zannedenler
Ne Okusam                        Keşke Benim de Olsa        Ciddi Takılanlar Grubu
Dost Meclisi                      Ben Biliyom
Kendini Geliştirenler         Mutluluk Kulubü

Bizimkilerin Mekanı            Örgü Örüyoruz              Sanatçı Ruhlar       Bir Hayalim Var
İyigiller                                 Dertgiller                       Sanat Penceresi
Ne Örüyon                            Erkenciler                      Huu Komşu

Sohbetine Doyum Olmaz    Yemek Günlüğü                 Bugün Ne Pişirsem?
Azcık Konuşalım                 Pek Gevezeler                   Bugün Çok Güzelim  
Her şey Güzel Olacak

Moda Tutkusu                     Birkaç Ünlü                    Fenomen                        
Duydum ki                           Nostalji                          Müzikname                      

Gece Kuşları                          Konuşmaya İhtiyacım Var      
Takıl Bize                               Teknolojiden Ben Anlarım                              
Gün Görmüşler                       Ben Demiştim
            
Stres Atma Hattı                     Bilgi Dükkanı             Çemkirenler      
Hümanist Kişilikler                Gezdim Gördüm        

Kızlardan Oluşan Wp Grup İsimleri:
Bütün Kızlar Toplandık     Altın Kızlar                       Akıllı Kızlar      Neşeli Kızlar       Cici kızlar
Birkaç Hanfendi                 Evde Kalmışlar Kulübü   Bilgiç Kızlar     Geveze Kızlar    
Kızların Günlüğü                Fenomen Kızlar               Okuyan Kızlar   Çılgın Kızlar
Dedikodusuz Olmaz

Erkek Whatsapp Grubu için İsimler:
Cool Erkek Takımı          Kahvehane       Karizmatik Takılanlar        Çok Centilmeniz


Kitaplarla İlgili  Whatsapp Adları:
Kitap Kurtları                   Çok Okuruz Biz             Kitap Önerileri     Kitaplardan Konuşuyoruz
Kitabım Olmadan Asla     Ne Okuyoruz?              Kitap Kulübü         Okurlar Bir arada


İş Arkadaşları için Wp İsimleri:
Ayrılmaz Ekip                Bizim Ekipman             İş Dünyası              İşkolikler      Bizim Ekip

Kanki-Arkadaşlar için Whatsapp İsimleri:
Kankigiller                    Kanki Günlüğü              Biz Kankiyiz                Kankiler Firarda
Duydun mu Kanki?       Dost Meclisi                 Bizim Çocuklar           Bizim Tayfa
Okeyden Arkadaşlar     Sıkı Dostlar

Aile-Akraba için Whatsapp Adları:
Şeker Ailem                  Asabi bir Aileyiz    Geveze Ailem    Akraba Kulübü
Gezmeyi sever Ailem       Uyumlu Aile       Hemşerileim      Tüm Sülale Toplandık

Bloggerler için Wp Grup Adları:
Blog Dayanışması               Blog Sesleri           Benim Blogum Var      Blogger Mekanı
Bloggerler Aramızda           Blog Dünyası        Blogger Takılanlar       Bloglardan Fısıltılar

Blog Cafe                             Blogname              Bloghane                      Bloglardan nameler
Bloglardan Haberler             Blog Güncesi         Bloggerlar Burada

Okul Whatsapp İsimleri:
Okul Günlüğü              Ödev Neydi?        Sular Kesildi Çalışamadım          Eyvah Sınav Var  
Öğrenci Lakırdıları      Bizden Notlar       Çok Çalışmam Lazım Çok          Bilgi Küpü      

Çalışkan Hanfendiler        Proje Ekibi                Çalışkanlar Kulübü           Akıl Küpü
Bilgi Köşesi                      Mevcut Tamam          Araştırmacı Kişilikler      Bilim Kulübü

Yazarlıkla İlgili Whatsapp Adları:
Genç Kalemler                   Kurşun Kalem Grubu     Kalemi Kuvvetliler       Genç Yazarlar  
Hayalimiz Yazar Olmak     KaraKalemciler              Yazar Olmak İsteyenler

Mutlu Kalemler                  Acemi Yazarlar               Hikayeciler
Yazar Adayları                   Yazar Günlüğü       

 Film-Dizi  Wp Grup İsimleri:
Dizi Günleri    Filmseverler       Film Önerisi      Dizi Gülleri     Film Muhabbetleri
Filmname        Bir Film Vardı    Film Tutkunları

Komik-Espirili Whatsapp Grup Adları:
Çok Tınn                     Laklak Yeri           Yol Geçen Hanı                   Ben Demiştim      
Ayna Ayna                   Takıl Bize              Çekemeyenler Kulübu       Huu Komşu
     
Bugün Çok Güzelim        Sesim Geliyor mu?       Keşke Benim de Olsa
Pek Gevezeler                  Meraklı Melahatlar       Kulağım Çınlıyor              Azcık Konuşalım
Hey Gidi Günler Hey       Alo Orda mısın?           Ara Sıra Ses Ver                Bir şey diyip Gidecem

Sadece Bakıyordum          Bana Teyze Dediler     Sivri Zekalılar                   Tantana Ekibi
Miskinler                           Uykucular                   Gülmek İsteyenler             Yol Geçen Hanı
Damdam                            

Dini Whatsapp Grup İsimleri:
Dua Kardeşliği      Huzura Doğru     Dini Sohbetler     Yeşil Kapı      Duaya İhtiyacım Var
Huzurun Kapısı     Yeşil Pencere      Dua Kapısı           Dua Köşesi    Dua Günlüğü

Dua Penceresi       Gönülden Dua    Huzura Yolculuk  Gönül Gözü    Kalp Gözü
Dua Zamanı          Dua Kardeşliği    Dua Defteri        


Whatsapp Grup adları  için sunduğum bu liste başarılı olduğuna inanırsam ilerleyen günlerde daha fazla örnekler ekleyebilirim.




Gora Roman (Rabindranath Tagore)

Rabindranath tagore gora
Gora, Hint Edebiyatından okuduğum ilk kitap.Tabii yıllar önce okuduğum kitapların hangi ülkeye ait olduğuna çok bakmadığımdan, farkında olmadan Hint kitapları okumuşsam bilemiyorum.

 Yazar bu kitabıyla 1913 yılında Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmüş.
Ülkemizde Gora 100 Temel eserler arasında yer almakta.

Şu dönemlerde ardı ardına televizyonda Hint dizileri yayımlanıyor, bu dizilerden Hint kültürü, yaşam biçimleri hakkında seyrede seyrede bir fikrim oluştu. Bir de Hint yaşam kültürünü Rabindranath Tagore'nin  'Gora' adlı kitabını okuyarak yazınsal olarak görmüş oldum .

Gerçi kitap 1910 yılında yayımlanmış. Bir dönem farkı olsa da  dizilerdeki gördüğüm hayat tarzlarını romandakilerle  ister istemez karşılaştırma yoluna gittim.

Kitabın KONUSU:
Binoy ve Gora iki yakın arkadaşlardır. Binoy, annesiz ve babasız büyümüştür. Gora'nın annesi Binoy için de bir anne gibidir.

Gora ülkesinin kurtuluşu için çabalayan dinine çok bağlı lider ruhlu bir gençtir. Lafını sakınmayan  konuşmalarıyla herkesi etkisi altına almayı başaran dikkat çekici birisidir.
Ayrıca  İngiliz düşmanı olan Gora onlara kafa tutmak için fırsat kollayan, yeri  geldi mi başkaldıran biridir.
Vatansever, halkının iyiliğini, gelişmesini isteyen Gora,  bunun içi bir şeyler yapma gayreti içindedir.

Hindu dinine bu kadar bağlı bir genç bu uğurda bu kadar savaş verirken, dini ve  vatanı için çabalarken  ondan gizlenen gerçekleri öğrendiğinde akıbeti nasıl olacak diye  ister istemez merak ediyor insan.

Diğer taraftan   ana karakter dinin ve geleneklerin koyduğu kurallara  sıkı sıkı bağlı olmanın getirdiği zorluklar karşınızda  boğulurken, bazen  gerçekler  bir yıkım getirmek yerine   bir insanın  kurtuluşu da  olabileceğini görüyoruz.

Hindistan kültürü, gelenek ve göreneklerini;  kast sisteminin yaşam içerisinde etkilerine tanık oluyoruz.

Karakterler iyi seçilmiş. Hepsi idealist olarak değil de kusurlarıyla.

Kitap çok sürükleyici. Bazı yerlerde sohbetler monoton olsa da kitabı beğendim.

Bir taraftan  İngilizlerin hayat tarzlarını benimseyen bireyler  görülürken diğer taraftan kendi vatanına dinine, gelenek ve göreneklerine sıkı sıkı bağlı bir Hindistanlı  genç Gora var. Ve bu modernlik ve geleneksellik arasındaki  mücadele gözler önüne seriliyor..

Kitabın sonunda ne değişen bir Hindistan görüyoruz  ne de kötülük yapanların yenildiğini... Burada daha çok baş karakterlerin farklı yollar seçerek bu katı sistem içerisinde kendi hayat yolunu seçtiklerini görüyoruz. Bir nevi karakterler değişerek kendileri için zor da olsa uygun bir yaşamı seçiyorlar.

Karakterler Hakkında:
Kitapta ana karakterler dört dörtlük değildir. Hepsinin bir kusurları, zayıflıkları göze çarpıyor.
Gora 'nın bazı değerlere körü körüne inanması...
 Eğitimli, kültürlü aklı başında Binoy' un herkesin etkisi altında kalması ve arkadaşının gölgesinde kalmayı tercih etmesi,
 Lolita'nın asiliği ve bu asilğin bazen düşünmeden hareket etmesine neden olması ,
Suçarita' nın biraz silik kalması...(Suçarita öyle değilse bile bendeki izlenimi bu oldu. Güzel baş kadın karakter kontenjanından...) Aslında kitapta Suçarita;  güzel, uyumlu olarak belirtiliyor.

 Yazar, Hindistan değerlerine göre güzel kızı baş role koymuş. Güzel olan esas kızımız Suçariye bir türlü ısınamasam da  Gora ve Suçarite arasındaki etkileşim ve birbirine duydukları derin sevgi kitapta öne çıkan bir mevzu.

 Kitaptaki aşk hikayesi etkileyici olsa da ben  farklı karakterleri birbirine yakıştırdım.
Lolita, kitapta   güzel olmadığı belirtiliyor.  Asi bir karakter. Lolita ve Gora' nın aşkı olsaydı eğer tıpkı Aşk ve Gurur adlı kitaptaki gibi bir aşk hikayesi çıkabilirdi  diye düşünmeden edemediğimi söylemeliyim.

  Asi bir kız Lolita ve geleneklerinden dolayı kadınları görmezden gelen Gora. İki asi ve mücadeleci karakterin çekişmeleri   kitaba daha çok heyecan katardı gibime geliyor.

Tamam esas kızımız Suçarite Gora'yla bir tartışma yaşasa da onunla söz düellosuna girse de  ilerleyen zamanlarda  Gora' nın etkisi altında kalıyor.

Lolita  daha çok  Binoy'un zayıflıklarıyla bir mücadele içinde... Onun bu zayıflıklarını değiştirmesi için sürekli sataşma ve didişme halinde. Karşısında uysal bir insan  olduğu için yaşanacak  bu mücadele yeterince kızışmıyor. (Ben de ne kavga meraklısıyım.)

Binoy'un iç dünyasında bazı etkiler yaratsa da bunu somut olarak çok dışa yansıtmaması biraz olayların  durağan kalmasına neden oluyor.

Kitaptaki hemen hemen tüm karakterler kişilikleri, bakış açıları, yaşam biçimleriyle zihinlerde yer ettiğini söyleyebilirim.

Kitabın oldukça sade bir dili ve anlatımı var:
Gora adlı kitabı okurken oldukça dili sade olduğunu fark ettim. Akıcı bir kitap.
Bu akıcılık zaman zaman duraksasa  da   iki günde kitabı bitirdim.

Eğer ülkenin gelişmesi için yapılan  felsefi konuşmalar biraz daha somut olarak ifade edilmiş olsaydı bu sürükleyiciliğin sekteye uğramıyacağını düşünüyorum.  O hararetli konuşmaların okuyucuya biraz daha geçmesi bu durağanlığı önleyebilirdi. 

''Ayakların tozunu silerek saygıyla selam verdi''
Bir görsel olarak izlemekle kitap okumak arasında bazen algısal farklar olabiliyor. Örneğin Hint dizilerinde selam veririken ayağa dokunarak olduğuna aşina olmuştum. Bu kitapta ''ayaklarının tozunu silerek saygıyla selamladı cümlesini bu dizilerden önce okumuş olsaydım. Eminim bir anlaman veremeyeceğimi düşünüyorum.

Tozunu silmek deyimi tam olarak o davranışı tanımlamadığını düşünüyorum. Bu kelimeyi her gördüğümde yadırgamama sebep oldu ister istemez. Kitabın bazı yerinde bunun ne olduğu belirtilmiş olsa da bu kelimeye pek alışamadım. Hindistan'da kendinden yaşça büyüklerin ayağına dokunarak saygıyı belirten bir selamlaşma şekli bu benim anladığım kadarıyla.

Dizilerde gördüğüm ayağa dokunmak eylemi ile ayağın tozunu silmek arasında benim için bir nüans var.. Kimbilir belki 1900 yıllarda kitabın yazıldığı dönemlerde ayağında tozunu siler gibi hareket günümüzde sadece ayağa  dokunmaya evrilmiş de olabilir mi? Bilemiyorum. Çeviren neden bu deyimi tercih etmiş.

 Sık sık bu deyim  kullanılsa da kitapta bir yerde ayağına dokunmak olarak  da ifade edilmiş olduğu gözümden kaçmadı.

Kast Sistemi:
Kitapta kast sisteminin yaşamdaki etkilerini görüyoruz. Ancak bazı yerlerde kafam karıştı. Kast sistemi içinde ayrılan sınıfların adlarından mı bahsediliyor yoksa  farklı dinlerden mi emin olamadım.

Sanırım kitabın altında açıklamaları okusaydım bu belirsizlik olmayacaktı.

Keşke okulda kast sistemini öğrendiğimiz sıralarda bu kitabı okumuş olsaydım. Bilginin yanında bir de romanın içinde kast sistemini ve işleyişini öğrenmek birbirini beslerdi o zaman.

Hindistan'da Kadının Yeri:
Kadının varlığı o yıllarda toplum tarafından yok sayıldığı, değer verilmediği kitapta açıkça görülürken, bunu daha da pekiştirmek için ufak  anektodlarla da belirtilmiş.

 Ne kadar toplum kadını geri planda tutsa da romandaki kadın karakterler güçlü kişilikleriyle öne çıkıyor.

Modern aile yaşamını benimsemiş kızların taa o yıllarda öğretmenlik yapma cabaları  göz doldursa da karşılarına çıkan engeller, toplumsal baskılar da dikkati çekiyor.

Rabindranath Tagore' nin Gora adlı romanı okumanızı tavsiye ederim. Hindistan'ın eski yıllardaki kültürünü, gelenek ve göreneklerini, yaşam biçimlerini daha yakından tanımak için önemli kitaplardan.


Üniversiteye Başlayacaklara Tavsiyeler

üniversiteye başlayacaklara tavsiy
Üniversiteye başlayacaklara tavsiyelerimi kendi bakış açımla dile getirmeye çalıştım.

Aslında önerilerim daha çok iş hayatına  kolayca atılmanızı sağlamak için
üniversite hayatını nasıl değerlendirmeniz gerektiği ile ilgili fikirlerden ve tavsiyelerden oluşuyor.

Bu yazıda zordan kolaya doğru öneriler sıralandığı için başlıkları sondan başa doğru okursanız daha iyi olur.
.
İş Hayatına Erken Atılmak:

1-Dersleriniz yoğun değilse

2-Hafta sonu çalışma imkanı olan bir iş alanına sahip bir bölümde okuyorsanız

O zaman üniversite yıllarında  çalışmak neden olmasın.

Ya da yaz tatillerini  çalışma zamanı olarak da ayarlayabilirsiniz. Düşünün 4 yıl her tatil dönemini çalışarak geçirdiğinizi; bu da  iş hayatında tecrübe, deneyim demek.

Üniversite hayatının henüz başında birinci sınıfta dersleri ve boş zamanınızı gözden geçirin. Uygun şartlar varsa 1. sınıfta  bölümünüz ile alakalı bir işe girmeye çalışın. 

Seçtiğiniz iş yeri prensipli, güvenilir bir kurum olsun.  Hayalinizde çalışmak istediğiniz bir yere başvurun. Ücret veremiyeceklerini ifade ettiklerinde  bedava çalışmaya gönüllü olun. Ücret talep etmeyin. Amacınız sadece iş ile ilgili bir şeyler öğrenmek olsun. Bir ayağınız üniversitedeyken bir ayağınız yavaş yavaş iş dünyasında olsun.

Genelde birinci sınıfta dersler yoğun olur. Son sınıfa doğru bu yoğunluk azalıyor .Hafta sonu çalışarak değerlendirebilecek bir imkan yoksa yaz tatillerinizi bu şekilde kullanabilirsiniz.

Kısaca okul yıllarında karşınıza iş imkanları çıkarsa değerlendirin. 4 yıl boyunca gözlemleyin, algılarınız açık olsun. Yoğun olmadığınızı düşündüğünüzde boş zamanınızın olduğunu fark ettiğinizde işte o zaman iş konusu için  araştırmalara başlayın.

Bunu idrak etmek ve uygulamak bence çok önemli. Üniversitede öğrenciyseniz o öğrenciliğe alışıyorsunuz. Miskinlik çörekleniyor adeta üzerinize. Bundan sıyrılmak için yavaş yavaş iş dünyasına girmek için harekete geçmek gerekiyor.

İyi bir üniversiteye gidiyorsanız, o üniversitelerin dersleri genelde ağır oluyor, zaten üniversitenin adı bir işe girmeniz için bazen  yeterli olabilir. Ben daha çok en iyi üniversiteler dışında bir okulda okumuş olanlar için bir tavsiye verebilirim: İşte o zaman donanımınız, kendinizi ne kadar geliştirdiğiniz ve tecrübeniz önemli oluyor. 

üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler4 senenin sadece öğrenmek için değil iş hayatına atılmak için  bir basamak olduğunun farkında olup bu yönde adımlar atarsanız, okulunuzu tamamladığınızda  sadece öğrenim hayatınız bitirmiş olursunuz.
İş hayatınıza ise  kaldığı yerden devam eder.

Aksi takdirde 4 yıl sonunda kendinizi bir boşlukta hissetmek kaçınılmaz olur.

Okul bittiğinde  teorik bilgilerle donanımlı olsanız bile  pratikte hiçbir tecrübeniz olmadığı için  bir bocalama dönemi yaşıyorsunuz. Farklı bir dünyayla bir anda başbaşasınız.

Ne yapacağım ben sıkıntısı. Etrafa sürekli açıklama yapma zorunluluğu falan filan..Daha yeni mezun olmanıza rağmen o kaçınılmaz  iş soruları ardı ardına başlıyor...

 Mezun olduktan sonra bilen bilmeyen herkesin iyi niyetle de olsa  iş konusundaki soruları biraz canınızı sıkabilir.
Bu da iş arama sürecinde motivasyonunuzun ve moralinizin düşmesine sebep oluyor. Üzerinizde farkında olmadan bir baskı hissediyorsunuz.

O yüzden 1.madde : Birinci sınıfta iş için adım atın. Olmadı 2. yıl , olmadı 3, yine olmadı 4. sınıf.

Birinci sınıfta bir işe başlamanız bedava çalışmanız açısından kolay olacaktır. Bir yıl sonra deneyim
kazandıktan sonra ücretli çalışmamak için hiçbir sebebiniz kalmaz.

Patronların köle gibi çalıştırdığı yönünde gelen yoruma da buradan cevap vermek istiyorum. Bunu atlamışım yorumda.  Biri köle gibi çalıştırıyorsa eminim çalıştırmayan birileri vardır. Daha kurumsal, personeline değer veren kendine sağlam bir yer edinmiş bir işveren vardır, diye düşünüyorum. Öğrencilere önem veren vizyon sahibi patronlar bir yerde olmalı muhakkak.

Bazı üniversitelerde  öğrencilere direkt iş imkanı sunulduğunu okuduğumda bayağı imrenmiştim. Tabii  en iyi üniversitelerden birinde bu söz konusuydu.
Aslında her  üniversitenin  böyle  olanaklar sunması çok iyi olacağını  düşünüyorum. Hem işveren için hem de öğrenciler için.

Ayrıca üniversite hayatında giriştiğiniz işler size uygun mu değil mi daha iyi anlamanız ve  sevip sevmediğinizi görmeniz açısından faydalı olacak.

Hangi alanda çalışmayı sevdiğinizi öğrenmek için muazzam önemli bir dönem.

Üniversite yıllarında  iş hayatına atılmanın avantajları:

1-İşinizle ilgili tecrübe kazanacaksınız

2-Eğer o işte mutlu değilseniz farklı bir alana geçerek hiç kasılmadan endişe duymadan iş değişikliği yapabileceksiniz.

3- 4 yılın sonunda iş dünyasına daha önce kapağı attığınız için işiniz hazır olacak.

Aslında bazı bölümler için stajyerlik var. Bence tüm bölümler için olmalı. Ya da öğleye kadar okul öğleden sonra iş hayatına imkan veren bir üniversite olduğunu hayal edin. Ne muazzam olurdu.

Üniversite öğrencilik yılları olarak değil de  işe atılmak için geçiş dönemi olarak düşünülmeli bence.
Okul bittikten sonra iş buldun mu? gibi çevrenin sorularını  en hasarsız şekilde atlatabilmek için üniversite yılların iyi değerlendirmek lazım.
Kendinizi öğrenci gibi nitelemek yerine bu dönemi  işe başlama yılları olarak görmek ilk düşünceniz olsun. Üniversite hayatında  bu konuda yapacağınız girişimler size zaman, tecrübe, güven kazandıracaktır.

Okul yıllarında bedava çalışmak ve iş başvurularında reddedilmek çok can yakmaz. Öğrenci olduğunuz  için kaygı ve endişeyi çok fazla hissetmiyeceksiniz.

  Üniversiteler öğlene kadar eğitim, öğleden sonra iş için imkan sunan kurumlar olsa daha iyi olmaz mı sizce.Tabii şimdilerde  son durum ne bilmiyorum.

Müfretatta iş hayatı yoksa siz  boş zamanlarınızı çalışarak geçirin. Para mara için değil. Tecrübe kazanmak için.Tecrübeli kişilere herkesin kapısı açık oluyor. Benden söylemesi...İş hayatında genellikle deneyimli kişiler  aranıyor. Okul yıllarında çalışmış olduğunuz işler size CV nizde  referans olacaktır.

İşverenlerin genellikle kendine güvenen, ne istediğini bilen, tecrübeli, donanımlı kişileri tercih ettikleri  yadsınamaz bir gerçek.

Öğrencilik zamanında mı sıkıntı çekmek istersiniz, yoksa   herkesin gözü üzerinizdeyken, soru yağmuruna maruz kaldığınız üniversite sonrası mı?

Bu yazım uzun süredir taslak halinde duruyordu. Üniversiteye Başlayacaklara Tavsiyeler desem de sadece  bir tane öneri sunmuşum. Şimdi birkaç tavsiye daha kısaca ekliyorum. Ve yazımı yayımlıyorum.  Yoksa vazgeçebilirim.

Not: Yukarıda anlattıklarım sizin için stres yaratacaksa, ağır gelecekse ve imkansız olduğunu düşünüyorsanız bu maddeyi es geçebilirsiniz. 

Eğer iş hayatına erken atılmak size göre olmadığını düşünüyorsanız o zaman  kendinizi geliştirmek için üniversite yıllarını şu şekilde değerlendirebilirsiniz. 

Kendini geliştirmek için kurslara gidebilirsiniz
-Diksiyon kursu
-İngilizce Kursu
-Bilgisayar Kursu  gibi...
-Bölümünüzle alakalı bir kurs ya da
-Hobi için kurslar da olabilir.

Blog ya da Youtube Kanalı Açabilirsiniz. 
Eğer ciddiye alarak bu mecraları kullanırsanız iş için size kapılar açabileceği gibi para da kazanmanız muhtemel olacak. Eğer ben öğrenci olsaydım bölümümle ilgili bir konuda blog açardım.Ciddiyetle bu işe sarılırdım.  
Bu mecralar hem kendinizi geliştirmek adına size çok şey katacak, hem de iş için size refarans  olacaktır.

Seminerlere, Konferanslara katılın.

Alanında Uzman Olmuş Kişilerin Konuşmalarını Dinleyin; Yazılarını, Söyleşilerini Okuyun: 
Videolarını izleyin, seminerlerine katılın. Bir de sizinle aynı sektörden kişilerse size ilham ve motivasyon sağlayacak pek çok bilgi sunacaktır. Yol gösterici olacaktır. 

Bazen iyi bir örnekler olması ilerleyeceğiniz yolda hedeflerinize ulaşmanız için sizi hep motive edecektir.
Üniversite hayatında daha yolun başındayken başarılı olmuş kişilerin tavsiyelerini dinlemek, not almak size çok şey kazandıracaktır.

Bol Bol Kitap Okuyun.
Okul bittiğinde kitap okumak için yeterince zaman bulamayabilirsiniz

Özetle; üniversite hayatı  sadece öğrencilik yılları olarak kalmasın. Bu dönemde  iş hayatına atılabilir, kendinizi geliştirecek kurslara gidebilir ya da blog açabilirsiniz. Geleceğinize ve kendinize yatırımı üniversite yıllarında yapın.



Blogger Olmak İsteyenler için Notlarım

blogger olmak
Blog Yazarlığı adlı yazımda  Blog Yazarı Olmak İsteyenler için yazınsal olarak  ipuçları sundum.
Ancak yazı sadece yazma konusu etrafında şekillendiği  için bir eksiklik hissetmedim değil.

 Ve  yazıya ne kadar blogla ilgili başka konular  eklemek istesem de anlam bütünlüğü bozulacak kaygısıyla  her seferinde vazgeçtim. İki arada bir derede kaldım.

Sonra aklıma yeni bir sayfada blogger olmak isteyenler için  blogun teknik kısmını, blog ipuçlarını  bir rehber niteliğinde  yazmak geldi. Böylece  bu  sorunu çözmüş oldum.

İlk yazım daha çok yazma konusuyla  ilgiliydi. Bu yazım ise  blogger olmak isteyenlerin blog hakkında neler yapması gerektiği ile ilgili bilgiler içeriyor .

Blogger Olmak İsteyenler için Notlarım:

1- Blogunuzu Hangi Konuda Açacağınızı Önce Karar Verin:

Blogunuzu Hangi Konuda Açacağınız konusunda fikir edinmek  için  bu yazıma bakabilirsiniz.
Belli bir konuda blog açmanızın avantajı çok olsa da bu konuda zorlananları görüyorum. Ben bile bu blogumu açtığımda kişisel gelişim olarak alanımı belirlemiş olsam da farklı alanlara kaydım.

 Fikirlerim değişti... Yazdıkça ilgi alanım değişti. Bunu yazdığım yazılar  belirledi. Genel itibariyle Maksat Gelişim üç farklı blog olabilecek yazılar barındırıyor.

Bir blog daha açmıştım kitaplarla ilgili. Ancak iki blogu aynı anda sürdüremedim. İkiye bölünmüşlük duygusuna kapıldım. Diğer blogumu boşluyormuşum gibi bir hisse kapılınca bir tek blogda devam etme kararı aldım. Hala başka bir blog açma hevesim de var aslında. 


2-Blogunuzun İsmi :
Hangi alanda bir blogunuz olacağını belirledikten sonra blog ismini belirlemeye çalışın. Blog  içeriğini yansıtacak orijinal, akılda kalıcı bir isim olmasına önem verin. Blog İsmi nasıl Olmalı? ve Blog İsim Örnekleri  yazılarıma bir göz atabilirsiniz.

Kendi blog ismimi değiştirmeye karar verdiğimde bir an önce  isim bulmak için acele etmiştim. Çünkü gün geçtikçe ziyaretçi sayım artıyordu.

Blog ismimi normal buluyorum. Ne çok iyi ne kötü. Mükemmel bir isimden ziyade  içeriği yansıtması, orijinal ve farklı olması benim için  yeterliydi.

3- Blogunuzun Teması:
Blogun Teması diğer mühim konulardan biri.
Sade, hoş görünümlü, ziyaretçilerin site içinde kolayca dolaşabileceği, gözü yormayan  bir tema olmasına özen gösterin.
Görüntü yanında işlevsellik de çok önemli. Hızlı açılan, puanı yüksek bir tema  önceliğiniz olsun.

En çok ziyaretçi mobilden  geliyor.  Mobil uyumlu bir tema  seçin.
Temamı değiştirdiğimde ziyaretçi sayım da artmıştı. Temayla ziyaretçi sayısının ne alakası var demeyin.

4-  Yazınızın Niteliği ve Niceliği:
Başarılı, özgün, kaliteli yazıları google kısa ya da uzun müddet sonra olsa da muhakkak hakkettiği değeri ve yeri veriyor.
Bu yüzden doğru bilgiyi en iyi şekilde verme çabasında olun.

Yazının Uzunluğu: Son zamanlarda yazıların yaklaşık 1000 kelimeden oluşması daha makbul olduğu görüşler var. Ben de buna katılıyorum. Tabii istediğiniz uzunlukta yazılarınızı yazabilirsiniz.
Benim kimi yazılarım 600 kelime, kimi 1000 kelimeyi geçiyor. Yani  çok zorlamıyorum uzun yazmak için aslında. 

5-Bloga Ziyaretçi Çekmek:
Bir blog açtıktan sonra blogunuza hemen ziyaretçi geleceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Her şeyin bir sırası ve kuralı var aslında. Ama ben bloguma yavaş yavaş değil de daha kısa sürede ziyaretçi çekmek istiyorum diyorsanız Blog Ziyaretçi Sayısını Artırmak ile ilgili yazımı okumanızı tavsiye ederim. 

Benim gibi  uzun süreçte deneyimleyerek öğrenmek yerine bu gibi yazıları okuyarak daha kısa sürede istediğiniz  sonuca ulaşabilirsiniz.

6-Resimler: 
Yazı içerisinde kullanacağım resimler yazınıza renk katacağını düşünerek, telif hakkı olmayan, ücretsiz resimler kullanmayı bir alışkanlık haline getirin.

Resimleri online resim  küçültme sitelerinde küçültüp öyle kullanın.

Kullandığınız resimler vasıtasıyla Google'da blogunuzu bulmaları için resimlerin özellikler kısmını doldurmayı ihmal etmeyin.

7-Google Searce Console:
 Google Search Console ve site haritasını araştırın. Benim  İlk işim Site haritası  göndermek olmuştu.  Site haritası blogun görünürlüğü ve seo açısından  mühim bir mevzu olduğunu öğrendiğimde bu konuya yoğunlaşmıştım.
Şu sıralar gmail adresinde değişiklik yaptığım için mi yoksa başka bir sebepten mi bilemiyorum veri yok sorunuyla karşı karşıya olsam da henüz detaylı bir araştırma yapmadığım için öylece duruyor google console.

8- Çok ziyaretçi çeken yazıların bir öncesi ve bir sonrasına da  ziyaret ediliyor:
 Birbiriyle alakalı yazıların peş peşe gelmesine dikkat etsem de çok başarılı olduğum söylenemez.
Aslında belli bir alanda açılmış bir blogum olsaydı böyle bir problem olmayacaktı.

9-Anahtar Kelime:
Yazılarınızın google'da bulunması ve görünmesi için anahtar kelime kullanmaya özen gösterin.
Mükemmel bir yazı yazdınız. Bol bilgi içeren. Doğru anahtar kelimeleri kullanmadığınız sürece çok aranılan sayfalarda yazınız çıkmayabilir.

10-Blog yorumları:
Yazınızın google sıralamasında yükselmesi için önemli bir etken.  Blog yorumlarını gözardı etmeyin.
Yapılan yorumlar  konuyla alakalı olursa iyi olur tabii.

11-İstikrar:
İsteseniz de istemezseniz de belli bir zaman sonra bir noktaya geleceksiniz.
 Bu nedenle  sabırla ve severek yazılar yazmaya devam edin, blogunuzun daim olması için çabalayın.

Blogger olmak isteyenler için bu notlarım ile  teknik konulara, blog ipuçlarına değindim. Blog konusunda kısa sürede fikir edinmek  isteyenler için neler yapılması gerektiği ile ilgili bir rehber niteliğinde bir yazı olmasını amaçladım.

Blog Yazarlığı

blog yazmakBlog açmaya karar verdiğim zaman  yazma konusunda araştırmalara başlamıştım. Blog yazarlığı ile ilgili değil de daha çok yazar olmak isteyenler için bilgilerle  karşılaşmıştım.

O zamanlar öğrendiğim bu  bilgiler zihnimde bayağı yer etmiş olsa gerek ki  böyle bir yazı ortaya çıkarmışım.

 Bu yazımı  blogumdan tam silmeye karar vermiştim ki maddeleri her  okuduğumda motivasyonumun arttığını ve yazma konusunda kendimi geliştirmek için tekrar harekete geçtiğimi hatırladım. Bu yüzden silmeye kıyamadım.

 3 Mayıs 2015 'te yazdığım bir yazı. Tekrar gözden geçirip yayımlamaya karar verdim.  Yazma konusunda başarılı olduğum düşünülmesin. Böyle bir iddiam yok.  Bu yazdıklarım araştırma sonucu elde ettiğim bilgilerden oluşuyor.
Aşağıdaki maddelerden hangilerini  uyguluyorum diye bir soru için sadece  kitap okumayı istikrarlı olarak sürdürdüğümü söyleyebilirim.

Günde 1000 kelime yazı yazmak hevesle başladığım bir alıştırmaydı. Sonra 100 kelimeye indirmiştim. Yavaş yavaş artırarak alışkanlığa dönüştürmek istiyordum.
Ne zaman  blogda  yayımlanacak  bir yazı olarak bir taşla iki kuş misali buna devam ettirmek daha iyi olur düşüncesine kapıldığımda bu işi savsakladım.

Blog yazmak; yazma alıştırması yapmak için  önemli bir vesile olsa da sık sık yazamamak gibi bir durum söz konusu oluyor. Ayrıca bir kağıda istediğiniz her şeyi rahatlıkla yazabilirken, blogunuzda yayımladığınız yazıda bu mümkün olmuyor...

( İnternette Günde 1000 Kelime Yazmak  Hayatımı Nasıl Değiştirdi? adlı yazıyla  karşılaştığımda bu yazı neden gereken değeri görmüyor demiştim. Birkaç yıl sonra bu alıştırmanın bloggerler arasında hızla yayıldığını gördüm.)

Aşağıdaki maddelerin blog yazarlığı yolunda ilerlemek isteyenler için yazma  konusunda bir fikir vereceğini sanıyorum.

Blog yazmak ile  diğer mecralarda yazmak arasında farklılıklar, nüanslar olsa da yazma kabiliyetini geliştirmek için öneriler ortaktır diye düşünüyorum.

 Blog Yazarı Olmak İsteseydim:

    1-Kitap kurdu olurdum. Her gün mutlaka kitap okurdum. Beğendiğim, tarzıyla, üslubuyla beni etkileyen bir kitapsa onu  3-4 kez okurdum.

    2-Her gün 1000 kelimelik yazı yazardım; ama istisnasız her gün...Aklıma bir şey gelmiyorsa günlük tutardım. O da olmazsa gönderilmemiş mektuplar yazardım.

    3-Yazılarımı bir arkadaşımla sohbet ediyormuş gibi yazardım.

    4-Yazımda aynı kelimeleri tekrar etmişsem , hemen eş anlamlısına bakıp yinelediğim  kelimeyi değiştirerek bu sorunu çözerdim.

    5-Yanımdan defterimi ayırmaz, aklıma gelen fikirleri bir yere uçmadan bir an önce bu deftere yazardım.

    6-Araştırmacı kişiliğimi ortaya çıkarır, araştırmayı ilke edinirdim.

    7-  Yazımda imla hataları ve  anlatım bozuklukları olduğu yönündeki eleştirileri  kendimi geliştirmek adına dikkate alır, bu hataları düzeltme yoluna gitmeyi tercih ederdim.

    8- Yazma işi; yetenek mi yoksa sonradan öğrenilen bir şey mi? Bilimsel olarak  bir kanıt olmadığına göre işimi şansa bırakmaz elimden gelenin en iyisini yapardım. Başarısız olsam bile en azından normal düzeyde yazı yazmayı öğrenmiş olacağımı düşünerek motivasyonumu düşürmezdim.

    9-Bir yıl sonra yazma becerimin ne kadar gelişmiş olacağını   şimdiden bilemiyeceğime göre bunu görmek için yazmaya devam ederdim. Kararı bir yıl sonra verirdim.

   10-Kısa cümleler kullanmaya çalışırdım.

   11-Kısaca; yazı yazmayı yemek yemek gibi bir rutin haline getirirdim. Tabii okumayı da...

Kısaca; bu yazım blog yazmaya heveslenen ve yazma konusunda kendini geliştirmek isteyenler için bir ipucu ve motivasyon niteliğinde.

Blog yazarlığı olarak sınırlasam da aslında yazma yeteneğini geliştirmek için yapılması gerekenlerle ilgili bir yazı...
Bir konuda kendinizi geliştirmek için her gün onunla ilgili alıştırma yapmak da bu işin püf noktası aslında...

1-Blogger Olmak İsteseydim

2- Blog Yazı Üslubu ve Yazmanın Sırları

3-Virginia Woolftan Yazarlık Dersleri (Kitap Yorumu)





Oyun Eğlence vb. Karışık Youtube Kanal Adları

karışık youtube kanal adları
Oyun eğlence challenge vb. karışık youtube kanal adı  önerisi konusunda çok yorum alıyorum. Yorumlar o kadar uzadı ki bu yüzden yeni bir sayfada sadece karışık kanal adı isteyenlere yer vermeye karar verdim.
Bir nevi bu yöndeki taleplere  cevap vermek amacım.

Önerilerimin hepsine göz atmanızı tavsiye ederim. Aklıma güzel, iyi fikirler geldiğinde hangi konuda olursa olsun fark etmeksizin buraya ekledim.

Sizleri öyle bir youtube kanal adları yağmuruna tutuyorum ki aradığınız, istediğiniz türde isimleri burada bulacağınızı umut ediyorum.

Oyun Eğlence Challenge Karışık Youtube Kanal Adları:
 Aktüel Günler       Aktüel Eğlence     Aktüel Fikirler     Neler Yapıyorum
Her Konu Var       Aktüel Bilgi          Salt Aktüel            Sadece Aktüel      Aktüelname
Aktüel Konular      Neler Var             Neler Neler Var     Artı Kanal

Aktüel Diyar         Aktüel Medya       Aktüel Moda       Aktuel Hayat         Aktüel Tur
Aktüelnet              Aktüel Sanal          Aktüel Sanat       Aktüel Tekno         Aktüel Meydanı

Aktüelist               Aktüelit                  Aktüel Hit            Artı Aktüel           Artı Komik
Artı Fikir              Artı Genç                Artı Vizyon             Artı Sanat

Bir Fenomen        Bir Genç                 Artı Bir Genç       Artı Günler           Artı Fikirler
Sakin Dünyam     Benim Gölgem       Salt Gölge            Yalnız Gölge         Meraklı Gölge
Şaşkın Gölge       Gölge İzi                 Yaşama Bakış       Subjektif Bakış    İnce Çizgi

Farklı Açı          EkranNet                   Fark Net               Eğlence Net          Farklı Çizgi
Ev Show            Show Hattı               Show Çizgi           Benim Şovum       My Life Book

Farklı Gençlik           Farklı Gençler         Farklı Show              Farklı Ben          
Benim Şansım          Sosyal Yaşamdan     Yaşamak Zamanı      Benim Prensiplerim
Yaşamdan Bilgiler    Sıradan Günlerim     Prensiplerim Var      Akıl Başta

Çakıl Taşları             Yaşama Sanatı          Sanata Bakış            Sıradan İzler
The Artist                  Yaşam Sanatı            Artı Denge              Farklı Detay

Her şey Farklı           Farklı Günlerim           Artı Gelişim             Benim Çizgim
Artı Bilim                 Plus Life: Artı Yaşam

Artı Moda                   Bilime Bakış              Fikir Kalesi            Fikir Konağı
Modaya Bakış            Yaşama Bakış             Fikir Konağım        Fikir Bilgi

Eğlenceli Oyun         Eğleniyorum Net        Benimle Coş           Hadi Coş
Şamata Zamanı         Buna Gülüyorum

İyilik Kelebeği          İyilik Kelebeğim        Yaşam Odağı           Film Noktası
DIY Noktası              Nasıl Yapılır               Nasıl Sorusu           Film Odağı

Nasılsın                     Neler Yapsam           Neler Yapıyorum     Ne Yapıyorum
İşin Yapılışı              İşin Püf Noktası        İşin Odağı                Ben Bilirim

Kimbilir                     Haber İzi                 İş İzi                         İşin İyisi
İşinde İyi                    İşim İş                    Çok İşim Var            İşin Ustası
İş Güç                        Sanal İş                   Sanal İzi

Gönül Sesim             Yaşam Sesleri         Huzur Sesi               Araştıran Genç
Film Günleri              Duru Düşünce        Kitap Baharı            Kitaplı Günlerim
Evimin Görkemi         Ev Ekseni             Yaşam Ekseni           Sanal Eksen

Sanal Ağaç                Zekice Fikirler      Maviname                 İzdüşüm  
Tasarım Fikirleri       Yol Fikirleri          Fenomeniks               Eğitim Ağı

Gençlerin Yeri           Genç İzi               Genç Farkı                Salt Genç
Ahenkli Dünyam      Aritmik Genç       Ritmik Yaşam           Ahenkli Günler
Ahenkli Kanal         Ahenkli Fikirler    Ahenk İçinde             Bendeki Ahenk

Malumat Sahibi       Malumat Panorama   Bilgi Panorama      Parodi            Yaşam Simgesi
Aile Parodisi           Yaşam Parodisi          Komik Fikirler       Bay Fikir        Bilgi Ajandası

Moda Ajandası        Moda Ajandam         Düşünce Köşesi     Fikir Bahçem  Net Düşünce
İşin Doğrusu            İdealist Fikirler       İdealist Düşünce      İdealist İzler    İdealist Yaşam
İdealist Gölge          İdealist Okur           İyi Bir Yer                Bulut Gölgesi  Realist Bakış

Realist Haber          Life Compass          Mizah Köşesi           Eğlence Ajandası
Eğlence Sesleri       Saadethane

Çizgi Dizisi            Çizgi Bahçem        Rastgele Konu

Ekranloji: Sinema,dizi, televizyon gibi konuları ele alanlar için olduğu gibi bilgisayarla ilgili kanaldan tutun da birçok alana hitap eden geniş yelpazesi olan bir isim.

Çizgiloji: Bu isim çizgi film, tasarım, animasyon, resim...gibi kanal açmak isteyenler için uygun.

Salt Yaşam: Yaşama dair her şey olabilir. Karışık içerik videoları çekmeyi düşünenler kullanabilir.

 Artı Kültür :  Kültür alanı için muazzam isimlerden.

Gölge İzi: Bu isim  de hoş. Her türlü içerik için iyi.

Artı Fikir: Yine challenge, oyun, dıy..gibi karışık video düşünenler için çok farklı, güçlü adlardan olduğu gibi daha bilgiy ve  kültüre yönelik kanallar için de iyi bir isim. Bence kaçırılmaması gerekenlerden.

Farklı Diyarlar: Bir gezi kanalı açmayı isteyenler için uygun bir ad.

Hümanist AdamKarışık içerik youtube kanalları için.
Ve tabii Hümanist Kız, Hümanist Çocuk, Hümanist Genç...gibi versiyonları  olabilir.

Aktüelname ve Aktüelnet: Kaliteli içerikle önemli bir yer edinebileceğiniz orijinal adlardan.

Bana Dair: Her her telden konuların olduğu  ve kendinizle ilgili bir kanal açmayı düşünüyorsanız bu olabilir.

Sanal Çizgi: Animasyon, çizgi film...gibi alanlar için bir kanal  adı olabileceği gibi sanal dünyayla ilgili içerikler paylaşan kanal için de iyi bir isim olabilir.

Maviname: Her türlü konuyu ele almak isteyenler  ve maviyi sevenler için iyi bir isim olduğunu düşünüyorum.

Adagio:İlk kez duyduğum bir kelime.Müziğin yavaş çalınacağını gösteren bir işaret.

İzdüşüm: İyi bir isim. 

İzdüşüm Ağı: .Aklıma gelen uydurduğum bir kelime grubu. İzdüşüm ağı diye bir şey var mı? Çok araştırmadım. Açacağınız kanalın içeriğine uyarsa kullanabilirsiniz.

Fikir Ağı: Yine bana hoş gelenler kelime youtube adlarından.

Proje Ağı: Bunu kendim uydurduğumu sanıyordum. Gerçekten proje ağı diye bir tanım varmış. Kanalınıza uygun olduğunu düşünüyorsanız tercih sizin. Ancak Proje kelimesi  ciddi bir  hava veriyor. Bunu dikkate almanızda fayda var.

Parodi:  Eğlence kanalı düşünenler için daha uygun. Film Parodi,  Dizi Parodi, Yaşam Parodi, Aile Parodi, Bizim Parodi gibi türetilebilir.

Yukarıda önerdiklerimin çoğu beğendiğim isimler. Youtube'a şöyle bir baktığımda kullanılmayan isimler olduğunu gördüm.
Ayrıca buradaki kanal isimlerinden kendinize uygun olanları seçmeye çalışın.